İletileri Göster
|
|
Sayfa: [1] 2 3 ... 44
|
|
1
|
Danışman / Evcil Hayvanlar / Işık Saçan Mürekkep Balıkları
|
: 01 Aralık 2008, 23:04:51
|
|
Deniz diplerinde yaşayan küçük mürekkep balıklarının gözlerinin ve dokunaçlarının üzerinde ışık saçan organlar bulunmaktadır. Bu organlar bir yandan mürekkep balıklarının planktonları kendilerine çekebilmeleri için ışıldak (projektör) görevi görürken bir yandan da planktonları yakalayabilmeleri için kapan görevi görür.
|
|
|
|
|
2
|
Danışman / Evcil Hayvanlar / Iguana
|
: 01 Aralık 2008, 23:04:35
|
|
Deniz iguanaları, bedenlerini uygun bir sıcaklıkta tutmak zorundadırlar. Güneş ışınlarının yüzlerine ve doğrudan göğüslerine gelebileceği şekilde sürekli olarak güneşe dönük dururlar. Su geçirmez derilerinde ter bezleri bulunmadığı için terleyerek serinleyemezler. Bu yüzden bir gölgeye ya da kayaların çatlağına gizlenerek serinlerler. Ayrıca iguanalar soğuk suda uzun süre kalamazlar. Birkaç dakika içinde bedenlerindeki sıcaklık 10 santigrat dereceye kadar iner. Bu nedenle hemen karaya dönerek bedenlerini ısıtmak zorundadırlar.
|
|
|
|
|
3
|
Danışman / Evcil Hayvanlar / Sekreter Kuşları
|
: 01 Aralık 2008, 23:04:25
|
Sekreter kuşları sadece Afrika'da yaşarlar. Ağaçlarda ve çok yükseklerde yaptıkları yuvalarını yaprak, ot ve tüylerle döşerler ve bu malzemeleri her yıl yenilerler. Sekreter kuşları daha çok yılanla beslenirler ve çok ilgi çekici bir yöntemle yılan avlarlar. Bir yılanla karşılaşan sekreter kuşu gagasını kullanmadan pençeleriyle saldırır ve avını pençe vuruşlarıyla öldürmeye çalışır. Karşılaştığı yılan zehirli bir tür ise, sekreter kuşu, kanatları aracığılıyla onu kendisinden uzak tutar ve yılanın zehirini boşaltması için birkaç tüyünü yılana yutturmaya çalışır. Bunu başarırsa, yılan zehirini kuşu etkilemeyecek bir yere boşaltmış olur. Sekreter kuşu, zehirinin büyük bölümünü boşalttığı için artık eskisi kadar tehlikeli olmayan yılana pençeleriyle saldırır. Sekreter kuşunun pençelerinin yüzeyi çok az damarlı olduğu için yılan ısırsa bile, kuş zarar görmez. Son derece ilginç bir beslenme şekline sahip olan ve çok isabetli bir yöntemle yılanı alt eden sekreter kuşlarına bütün bunlar Allah tarafından ilham edilmektedir.

 Bu kuşa bu isim neden verilmiş diye sorarsanız ( ki benim aklıma ilk bu geldi ) Sekreterkuşu ismi Başının arkasından aşağıya doğru sarkan tüyleri, bir zamanlar katiplerin peruklarının arkasına sokuşturdukları tüykalemleri andırdığı için verilmiş
|
|
|
|
|
4
|
Danışman / Evcil Hayvanlar / Balıklar Hakkında Tüm Bilgiler
|
: 01 Aralık 2008, 23:02:23
|
|
BALIKLARIMIZ: Sualtı dünyasının bu mükemmel canlılarının bize yaşattığı zevkler kadar onların daha iyi yaşayabilmeleri için bazı gereksinimleri olduğunu da unutmamalıyız.Her balığın nasıl ayrı bir çekiciliği varsa, sağlıklı olabilmeleri için de yapılarına uygun ayrı ortamlara ihtiyaçları vardır.Öncelikle beslediğimiz balığın ortam gereksinimlerini bilmeli ve akvaryumumuzun biyolojik dengesini(PH-GH..)onların istediği düzeyde ayarlamalıyız.
İşte akvaryumunuzda sıkça rastlayacağınız hastalıklardan bazıları;
Beyaz benek: Çok sık rastlanan ve önlem alınmazsa kısa sürede yaygınlaşan bir hastalıktır. Bu hastalıkta balığın vücudu küçük beyaz lekelerle kaplanır. Tedavi için ilk olarak ısıyı sabit tutmalı ve piyasada rahatlıkla bulabileceğimiz ilaçları kullanmamız gereklidir. (..sera costapur...)
Oodınıum: Kuyruk ve kanatlarda çürümeyle başlar ve yavaş yavaş bu kısımlarda parçalanmaya sebep olur. Gövdeye ilerlediğinde ise bu hastalığı tedavi etmek ise çok zordur. Tedavi için Oodınium ilaçları kullanılabilir. (...sera oodınopur...)
Mantar: Genelde yaralanmış balıklarda görünen ve balığın yaralanmış ve hırpalanmış bölgelerinde başlayan bir hastalıktır. Kısa sürede kök salıp vücutta pamukçuklar oluşturmaya başlar. Tedavi için pet shop'lardaki mantar ilaçlarından faydalanılabilir. (...sera mycopur...)
not: Hasta balıklarınızın tedavilerinde kullanılmak üzere küçük bir akvaryum temin etmenizi öneririz. Bu sayede hastalığın tüm balıklarınıza bulaşmasını engelleyebilirsiniz.
Saglikli bir akvaryum ve saglikli baliklar, her akvaryum severin temel dileklerinden biridir.
Butun hastaliklarda oldugu gibi balik hastaliklarinda da erken teshis cok onemlidir.Bu nedenle baliklarimizin normal davranislarindaki degisiklikler uzerinde onemle durulmalidir. Sagligi bozulan baligi tanimak çok kolaydir. Balik turune ozgu renk ve davranislari yitirir. Renkleri solar, istahini kaybeder, cevresi ile ilgisi azalir, hareketleri anormallesir.
Hastalik unsuru akvaryuma kendiliginden girmez. Onlari akvaryuma biz kendi ellerimizle, akvaryuma koydugumuz hasta bir balik, temizliginden emin olmadigimiz yem ya da bitki gibi elemanlarla sokariz. Sonuc olarak baliklarimiza sagladigimiz ortam ve besin onlarin sagliklarini bozacak nitelikte olmamalidir.
Bir akvaryumda hastalik olusturabilecek etkenler nelerdir?
a) Akvaryumda kapasitesinden cok balik beslenmesi.
b) Akvaryum sartlarini besledigimiz baliklarin yasam sartlarini dusunmeden planlamamiz ya da sartlarin sabit tutulamamasi.
c) Yasam sartlari (isi, isik, pH, sertlik... gibi) cok farkli olan baliklari bir arada besleme cabalari.
d) Temizliginden emin olunmayan canli ya da kuru yemler.
e) Yanlis tedavi.
f) Akvaryuma el ile mudahale.
g) Duzensiz ve yetersiz havalandirma.
h) Yanlis besleme.
i) En onemlisi de ilgisizlik.
Akvaryumumuzda bir hastalik farkettigimiz zaman yapmamiz gereken ilk sey hastalik baliklarin hepsinde degilse hasta baligi digerlerinden ayirip hastaligin sebeplerini arastirmaktir. Bu arastirmayi da kendimize birtakim sorular sorarak yapabiliriz:
1) Akvaryuma son zamanlarda yeni balik ya da bitki koydum mu?
2) Suyun durumu nasil? Berrak mi, bulanik mi? pH'i ve sertligi nasil?
3) Baliklarin beslenmelerinde bir sorun var mi? Son zamanlarda farkli bir yem verdim mi? Yemin hepsi yeniyor muydu yoksa dibe coken yem var miydi?
4) Bitkilerin durumu nedir? Akvaryumda salyangoz gibi kabuklular var mi?
5) Akvaryum aksesuarlarimiz duzgun calisiyor mu? Sartlari sabit tutabiliyor muyum?
6) Hasta balik akvaryumda diger baliklar tarafindan rahatsiz ediliyor muydu?
7) Su degisimleri duzenli olarak aksatilmadan yapildi mi?
Akvaryum dogrudan gunes isigi aliyor mu?(Eger aliyorsa bu asiri alg olusumu ve suyun isisinda dalgalanmalara sebep olacaktir.
9) En onemli sorulardan biri de hastalik ya da olumun ayni tur balikta mi yoksa butun turlerde mi oldugudur.
Butun bu ve benzeri sorulara verdigimiz cevaplardan sonra is sadece guvenilir bir kaynaga (daha tecrubeli biri, akvaryumcunuz, kitaplar... gibi) ya da tecrubelerinize basvurup hastaligin ismini koymaktir.Ornegin; Icinde cok fazla balik bulunan bir akvaryumunuz var, duzenli su degisimlerini ihmal ettiniz, suyun pH'i yuksek, bitkiler cok iyi, akvaryum dogrudan gunes isigi aliyor, bircok balik kramp girmis gibi aniden oluyor.(Bunlar sorularimiza aldigimiz cevaplardir) Yuzgecler hafifce parca parca olmus ve deri biraz mat(Bunlar balik uzerindeki gorsel belirtiler) Artik hastaligin adini koyabiliriz: AMONYAK ZEHIRLENMESI. (Litrede 1-2 mg.amonyak baliklar icin oldurucudur.)
Bu sekilde hastalik teshis edilip adi konulduktan sonra bircok hastaligin tedavisi icin sadece sorulara aldigimiz cevaplarin bazilarini tersine cevirmemiz yeterlidir.Amonyak zehirlenmesi durumunda balik sayimiz zaten olumlerle dusmustur, su degisimini yapmamiz gerekiyor.Su degisimiyle beraber pH'ta dustu.Akvaryumumuzu dogrudan gunes isigi almayacak bir yere yerlestirdikmi amonyak zehirlenmesi sorunumuz cozumlenmistir.(Ornekte filtrenin devamli calisarak suyu temizledigi varsayilmistir)
Dikkat edilmesi gereken hususlar:
1) Akvaryuma koyacagimiz su 48 saat üzeri acik ve su yüzeyi genis kaplarda dinlendirilmelidir.
2) Akvaryum suyunun pH'ini baligin dogal ortamindaki pH degerine mutlaka uydurun.
3) Akvaryum her zaman temiz ve akvaryum tabani pislikten arindirilmis olmalidir.
4) Akvaryum suyunun cinko, bakir, demir gibi madenlerle temasindan kaçininiz. Bunlar suyun zehirlenmesine neden olur.
5) Akvaryumun gereginden fazla havalandirilmasi az havalandirilmasi kadar tehlikelidir.
6) Akvaryumun isisini sabit tutunuz.
Balıklarda en çok hastalık akvaryum koşullarının uygun olmaması veya akvaryuma yeni balık yada zararlı bir şeyler bırakılmasıyla gelir balıklarınızın hastalanmaması için filtrenizin temizliğini aksatmamanız , balıklara fazla yem vermeyiniz , ısıyı 28 dereceye ayarlayınız balığın türüne göre ( ısı 26 -- 28 derece arasıdır ) hasta balığı akvaryumunuza sokmayınız .
MANTAR: Akvaryumda en çok rastlanan hastalıktır . akvaryum içindeki pislikler, ölü balık ve bitki yapraklarından, yem atıklarından balık pisliklerinden kaynaklanır fazla yem atınca akvaryuma dibe çöken yem kaldıkça bozulur ve asit bırakır suya veya uzun süre temizlenmeyen filtrede mantar hastalığına neden olur veya hasta bir balığın akvaryuma bırakılmasıyla da mantar hastalığı ortaya çıkar
BELİRTİLERİ: Balığın derisinde ince tüylü pamuk görüntüsü oluşur. TEDAVİSİ : Mantar ilacı bırakınız mümkün mertebe tanınmış firmaların kaliteli ilaçlarını tercih ediniz. Aksi taktirde öldüreceğiniz balık fiyatı ilacın fiyatından çok üstüne çıkar . Akvaryuma tuz atınız tuz iyotlu olan tuz olmalıdır ( kalın tuz turşu , peynir veya zeytinlerde kullanılan tuzdur ) akvaryumdan 1 tas yardımıyla aldığınız suyla tuzu eritiniz çünkü eritilmeden direk atılan tuzu balık yer ve iç organlarını parçalar tuz . Tuz oranı ise 25 lt.ye 1 çorba kaşığı kadardır. Balığın temiz ortamda olması hastalıktan korunmanın en önemli şartıdır .
BEYAZ BENEK: Hemen hemen her tatlı su akvaryumunda bu hastalığa rastlamak mümkündür .Akvaryumun suyunu değiştirildiğinde , ısıtıcısı olmayan akvaryumlarda ve yeni balık bırakıldığında akvaryuma beyaz benek hastalığı görünür .
BELİRTİLERİ: Balığın deri kısmı ve yüzgeçlerinde gözle görülen beyaz nokta nokta bir örtüyle kaplanır, solungaçlarını hızlı hızlı hareket ettirir.
TEDAVİSİ: Isıyı yükseltiniz 28 dereceye çıkarınız ve beyaz benek ilacı kullanınız ( metine mavisi ) filitreyi yıkayınız
KUYRUK ÇÜRÜMESİ: Fazla renkli balıklar ve Japon balıkları bu hastalığa çok duyarlıdır hastalığın birinci nedeni kirli akvaryum diğer nedenler ise başka balıkların yüzgeçlerinin ısırması , yetersiz beslenme ve az vitamin verilmesi suyun kirli olmasıdır .
BELİRTİLERİ: Kuyruğun kısalması yüzgeçlerin tel tel olarak gözlenmesi .
TEDAVİSİ:Kuyruk çürümesi ilacı kullanılması mantar ilacı aynı işi görür akvaryuma tuz atınız .
BALIK KENESİ: Balığın özelikle solungaç tarafında olur gözle görünebilir yuvarlak biçimdedir
BELİRTİLERİ: Balık huzursuz bir biçimde dolaşır kendini kuma sürter
TEDAVİSİ: Kepçeyle aldığız balığın üstünden keneyi bir cımbız yardımıyla dikkatlice alınız. HASTALIK BELİRTİLER Beyaz benek Beyaz grimsi benekler Kuyruk kanat çürümesi Kuyruk ve yüzgeçlerde beyazlama Mantar Beyaz iplikimsi oluşumlar Ağız fungusu Ağız ve yanaklarda mantara benzer beyaz tabaka Göz fırlaması Aşırı göz büyümesi ve fırlaması ( Genelde Japon balıklarında görülür) Balık veremi Zayıflama, iştahsızlık, zayıflık, refleks azlığı Kadife hastalığı Balığın üstünde ince bir toz bulutu gibi bir tabaka Kara leke hastalığı Balık üstünde siyah noktalar Neon hastalığı Balık üstünde sarımsı lekeler (Genelde Tetra ve Neon'larda görülür) Solungaç hastalığı Su yüzeyinde yüzme, yem yememe ve solungaç kenarlarında beyazlık Sümüklü deri hastalığı Hareket ve beslenmede isteksizlik Balık biti Deri üstünde kamçılı parazitler Actheres Ambloptitis Salmincola Edwardsi Solungaçlarda tahribat ve deri üstünde parazitler Gyrodactylus Yüzgeçlerde yıpranma, yer yer kızarmış bölgeler Furunkulozis Deride şişmeler ve kabarcıklar, balıkta renk solması Hexamita Zayıflama, iştahsızlık ve ani yüzme hareketleri Kolomnaris Vücutta yuvarlak delikler ve kenarlarınsa sarımsı yapışkan bir madde BEYAZ BENEK En çok tanınan parazitlerden biridir. Balığın üzerinde iğne başı büyüklüğünde grimsi beyaz renkte çok sayıda benekler görülür. Parazit balığın üzerindeyken tedavi edilemez. Zamanla balığın halsizleşmesi ve ölümüne sebep olur.
KUYRUK KANAT ÇÜRÜMESİ Bunlar genelde bakteri ve mantarların oluşturdukları hastalıklardır. Kuyruk ve yüzgeçlerin kenarlarında beyazlanmayla başlar ve vücuda doğru yayılır. Erken fark edilmesi tedaviyi kolaylaştırır.
MANTAR Çoğunlukla bakımsız ve yaralanmış balıklarda deri üzerinde beyaz iplikimsi oluşumların görülmesiyle kendini belli eder. Hastalığın önlemi erken alınmaz ve yayılmasına olanak tanınırsa, mantarın geliştiği bölge ufak bir pamuk parçasını andırır. Bu hastalığın en önemli belirtileri yorgunluk ve iştahsızlıktır.
AĞIZ FUNGUSU Balığın baş kısmında, özellikle yanak ve ağzında mantara benzer bir görünümde beyaz bir tabaka oluşur. Balığın ağzında bir bozulma görülür. Hastalığın ilerlemesi durumunda ağız çevresi bakteri tarafından kemirilerek hayvanın ölümüne sebep olur.
GÖZ FIRLAMASI Bu hastalıkta gözlerden biri veya her ikisi de göz yuvasına sığmayacak şekilde büyür, daha sonra şişerek patlar ve sonuçta balığın kör olmasına yol açar. Daha çok japon balıklarında görülen bir hastalıktır.
BALIK VEREMİ Genelde balıklarda bir zayıflama ve iştahsızlık ile kendini belli eder. Hasta balıkların refleksi zayıflar, dolaşamaz ve durgunlaşır. Tedavi edilmediği zaman toplu ölümlere sebep olur.
KADİFE HASTALIĞI (OODİNİUM) Beyaz benek hastalığına çok benzer. Ondan çok daha küçük olup balığın üzerinde ince bir toz bulutunu andırır. Tedavi edilmezse ölümlere sebep olur.
KARA LEKE HASTALIĞI Balık üzerinde siyah noktalar halinde görülen ve balıklara zarar veren bir parazittir. Bu küçük parazit kurtlarının yumurtaları, balık yiyen kuşların dışkılarıyla suya bırakılır. Yumurtadan çıkan larvalar salyangozlarda büyüyüp gelişerek, buradan balıklara saldırır. Deri içine girerek siyah kistlere sebep olur.
NEON HASTALIĞI ( PLİSTOPHORA ) Daha çok neon tetra balığında görüldüğü için bu balığın ismiyle alınır. Balık üzerinde açık sarımsı lekeler halinde görülür. Kısa sürede kitle ölümlerine yol açar.
BAKTERİYEL SOLUNGAÇ HASTALIĞI Micro bakterilerin sebep olduğu bu hastalıkta, balıklar suyun yüzeyinde yüzer, yem yemez, solunum hızlanır ve solungaç kapağı normalden fazla açılarak kenarlarında beyazlık oluşur. Yüksek oranda ölümlere yol açan bir hastalıktır.
SÜMÜKLÜ DERİ HASTALIĞI (COSTİA) Deride ve solungaçta hastalık oluşturan bir parazittir. Serbest yüzer uzun kamçılarıyla hareket eder. İlerlemiş durumlarda balığın üzeri sümükümsü bir hal alır. Balığın hareket ve beslenmesinde isteksizlik görülür. Tedavi edilmezse ölümlere sebep olur.
PARAZİTSEL HASTALIKLAR
BALIK BİTİ (ARGULUS) Bir dış parazit olup iri bir su piresi büyüklüğündedir. İlk bakışta pula benzer iki tane iri göz ve emicisi vardır. Balığın derisine yapışarak kan emer. Yumurtaları ve larvaları açıkta uzun müddet yaşayamaz. Parazit balığın üzerinden bir cımbız vasıtasıyla alınır.
SOLUNGAÇ PARAZİTLERİ
ACTHERES AMBLOPTİTİS SALMİNCOLA EDWARDSİ Bu iki parazit birbirine çok benzer. Yumurtaları ve larvaları uzun müddet açıkta yaşayamazlar. Balıkların solungaçlarına hareketli ayaklarıyla iyice yapışırlar. Solungaçlara yaptıkları tahribat yüzünden ölümlere sebep olurlar.
GYRODACTYLUS Bir çift çapası ve 16 yan çengeli vardır. Uygun durumlarda çıplak gözle görülebilirler. Bu dış parazit balıklarda halsizlik, yüzgeçlerde yıpranma, deride matlık, yer yer kızarmış bölgeler oluşturur. Deri ve solungaçlara yerleşerek balığın ölümüne sebep olur.
FURUNKULOZİS Hastalık balığın sindirim sisteminde veya dıştan tahriş olan bölgelerde ortaya çıkar. Deri şişer, kabarcıklar meydana gelir. İçleri pembemsi veya kırmızımtırak sıvı ile doludur. Hastalık balığın solungaçlarında renk solmasına sebep olur. Eğer hasta balığın solungaçlarına bastırılırsa kan geldiği görülür.
HEXAMİTA Balığın ince bağırsağında yaşayan ufak, 8 kamçılı, hareketli bir parazittir. Bilhassa diskus balıklarında tipik bir hastalığa sebep olur. Balıkta zayıflama, iştahsızlık, ani yüzme hareketleri görülür.
KOLOMNARİS Bu hastalığı oluşturan bakterilerin yapışkan özellikleri vardır. Bu bakteriler vücutta yuvarlak delikler açarlar. Bu deliklerin kenarlarında sarımsı yapışkan bir madde görülür. Yüksek sıcaklıkta fazla, düşük sıcaklıkta daha az görülür. Eğer solungaçlara musallat olmuşsa kılcal damarları etkileyerek balıkların boğulup ölmesine sebep olur.
Not: Yukarıdaki adı geçen balık hastalıklarının bazılarının tedavisi olmasına rağmen bazılarının ise hala tedavisi bilinmemektedir.
Kaynak: Akvaryum 2 - İstanbul Akvaryumcular Yardımlaşma Ve Dayanışma Derneği
EĞER HASTA BİR BALIĞINIZ VARSA...
Öncelikle paniğe kapılmayın. Ne kadar çok acele ile hareket ederseniz o kadar çok işiniz zorlaşır.
Balığınızı dikkatlice tekrar inceleyiniz. Eğer hastalıklar konusunda bilgili iseniz hastalığın türünü tespit etmeye çalışın. Eğer bir bilginiz yoksa balık üstünde gözlemlediğiniz durumları not alınız ve akvaryumcunuza danışınız.
Hastalığın diğer balıklara da bulaşmış olup olmadığını tespit ediniz.
Eğer sadece tek bir balık ya da bir kaç balık hastalanmış ise mutlaka hasta balıkları diğerlerinden ayırınız ve ayrı bir cam fanus ya da akvaryuma koyunuz.
Hastalık akvaryumunuzun ya da cam fanusunuzun içine koyacağınız suyun akvaryum suyunun kimyasal bileşiminden çok fazla farklı olmamasına özen gösteriniz.
Hasta balıklarınızı diğer balıklardan ayırdıktan sonra akvaryumcunuzdan hastalığın tedavisi olan ilacı satın alınız.
İlaçtan balıklarınızın suyuna ne kadar gerekiyosa o kadar koyunuz ve suyun sıcaklığınında ideal ısıda olmasına özen gösteriniz (26oC+). Ve balıklarınız tamamen iyileşmeden tekrar akvaryumunuza koymayınız.
Ve mutlaka diğer balıklarınızda hastalık olsa da olmasa da onların suyuna da koruyucu ilaçtan atınız.
Geçmiş Olsun...
|
|
|
|
|
5
|
Danışman / Evcil Hayvanlar / Akvaryum Hobisine Yeni Başlıcaklar İçin
|
: 01 Aralık 2008, 23:01:41
|
|
Evet ilk önce akvaryum hobisine başlamayı düşündüğünüzden (veyahutta fiilen bu hobinin içinde olduğunuzdan) dolayı sizi kutlarım. Bu bölümde amacım size bu hobiye baslangıçta yardımcı olabilmek. Burada tavsiye edeceklerimin sadece tavsiye olduğunu unutmayın ve aynı amaca ulaşmanın pekçok yolu olduğunuda göz ardı etmeyin.
Ilk önce görevim sizi korkutmak! Kendinize sorun; Gerçekten bir akvaryum kurmak istiyormusunuz? Yoksa bu gene o geçici heveslerinizden birimi? Ilk başlangıçta gereken alet edavatların hepsine para vermeye hazırmısınız? Ilk bir iki balığınız öldüğünde hemen bu hobinin size göre olmadiğina karar verebilirmisiniz? Akvaryumun içinde bakacağınız canlılara elinizden gelen en iyi bakımı ve sürekli ilgiyi vermeye hazırmısınız?
Aynı zamanda; Evinizde yaşayan, canlı bir tablo kurmak istiyormusunuz? Küçük büyük herkese doğa sevgisini aşılamak istiyormusunuz? Akvaryumdaki canlıların gelişmesine, çevreleri ve birbirleriyle olan ilişkileri gözlemlemeye hazırmısınız? Eğer uygun koşulları sağlarsanız, akvaryum canlılarının akvaryumlarınızda üremesine ve yavruların gelişmesini gözlemlemeye hazırmısınız? Okuldan, işten, toplantıdan, imtehandan çıkıp akvaryumunuzun karsısına oturup stresinizi atmaya hazırmısınız?
Akvaryum hobisi kanimca apartman bloklarina tikili kalmis çogu insan icin ideal bir mesgaledir. Diger çogu apartmanlarda beslenen hayvanlarin (kedi, köpek, kus vs.) bakimindan daha kolay ve masrafi azdir. Belki ilk baslangiçta almaniz gereken alet edavat size pahali gibi gelebilir, ama ilk akvaryumun kurulmasindan sonra bir tek masraf balik yemi (bir kutu birsene civarinda kullanilir) vede aletlerin kullanacagi cuzzi miktarda elektiriktir. Veteriner masrafi yok, baliklar yürüyüse çikmak istemez, koltuklar kil tüy içinde kalmaz, akvaryumun karsisina oturunca bütün stresiniz uçup gider; daha ne istiyorsunuzki. Ciddi olmak gerekirse, gerçekten akvaryum hobisinin çekici taraflari çoktur ama bu daha çok bireysel zevke kalan bir olaydir.
Akvaryum hobisine baslamadan önce yapmaniz gereken ilk sey akvaryum hobisi hakkinda bilgi edinmeniz. "Yahu, biz bu yaziyi o yüzden okuyoruz kardes" diyorsaniz dogru yoldasiniz. Akvaryumlar hakkinda hiçbir bilgisi olmayan ve bu hobiye baliklama dalis yapanlarin çogu hayal kirikligina ugrayarak bu hobiden uzaklasabiliyor. Gerçi kisaca yeni basliyanlara yardimci olabilecek bilgileri buraya yaziyorum ama arzu ederseniz (ve bunu tesvik ederim) baska kaynaklardanda arastirmanizi yapin. Fazla bilginin zarari degil yarari olur.
Akvaryumunuzu alirken en önemli unsur takdir edersinizki akvaryumunuzun boyu ve seklidir. Akvaryumunuzu bir yatirim olarak düsünün, size seneler boyunca haz verecek evinizin bir parcasi haline gelecektir. Ilk akvaryumunuzu yerinizin ve butcenizin elverdigince büyük almanizi tavsiye ederim. Tahmin ettiginizin tersine büyük akvaryumlarin bakimi, kücük akvaryumlardan daha kolaydir. Ayrica dekoratif gibi gozuken altigen, sekizgen veya köseler için yapilmis ücgen akvaryumlardan sakinin. Bu tür akvaryumlar balik ve bitki beslemek acisindan hiç yararli degillerdir, ve bakimlari standart dikdortgen akvaryumlardan daha zordur.
Akvaryumdan baska ikinci onemli parca isiktir. Akvaryumun boyuna gore floresan lambali isiklandirma en uygun ve sik rastlanandir. Isigin onemi çoktur, isiksiz bir akvaryum tekerleksiz bir arabaya benzer. Isiksiz akvaryumlarda baliklarin renklerini goremezsiniz, bitkiler yasayamaz, hatta baliklar yemlerini bulmada bile zorluk ceker.
Akvaryum filtresi akvaryum suyunun kalitesini korumasi acisindan onemlidir. Piyasada pekcok marka ve cesit filtre bulunmaktadir. Akvaryumunuzun hacmine vede butcenize gore filtrenizin secimi size kalmis. Yanliz dikkat! En pahali filtre en iyi filtre demek degildir. Bakimi yapilan ucuz bir filtre, bakimi yapilmayan pahali filtreden daha çok ise yarar. Filtre bakimindan biraz sonra bahsedecegim.
Akvaryumlarimizda neredeyse binlerce tur balik barindirabiliriz, bunlardan bazilari soguk iklimlerden bazilari ise tropikal iklimlerden gelirler. Tropik iklim baliklari akvaryumlarinda isitici olmasini acil sekilde israr ederler. Öyleki eger akvaryumlarina isitici koymazsaniz protestoya baslar ve kisa zaman içinde soguktan ölerek size nasil rahatsiz olduklarini anlatmaya çalisirlar. Günümüzde akvaryum isiticilari termostatli yapilir ve akvaryumunuzu hangi isida tutmak istediginizi ayarladiktan sonra birtek yapmaniz gereken arada bir (akvaryumunuza koyacaginiz) termometreyi kontrol etmek olacaktir.
Akvaryumunuzu ne sekilde dekore edeceginiz size kalmis ama akvaryumcularda isteyebileceginiz herseyi bulmaniz mümkündür. Dere kumu, bitkiler vs.
Diyelimki yukaridaki alet edevati aldiniz. Biliyorsunuz, akvaryumunuzu önceden nereye yerlestireceginizi kararlastirmistiniz. Eve gelince "Yahu kiz Aysel, nereye koyayim bu akvaryumu?" durumu olmasin. Akvaryumunuzu kalorifer yanina, pencere önüne ve ceryanda kalabilecegi yerlere koymayin. Kalorifer yaninda akvaryum fazla isinir, pencere önünde fazla günes isigindan akvaryumda asiri yosun (algae) olusur, ceryanda kalan akvaryumlarda isitici fazla mesai yapmak zorunda kalir. Ayrica akvaryuma kum ve su girince çok agir olacagini unutmayin, o antika sehpahaniz akvaryumun agirligini çekmiyebilir. Akvaryumlarinizi ya çok saglam yapilmis mobilyalarin uzerine (sadece akvaryum küçük ise) yada akvaryumlar için yapilmis özel dolaplarin üzerine koymalisiniz.
Akvaryumunuzu yerine yerlestirdikten sonra akvaryumun içine çok az bir miktar su koyup içini gazete kagidi ile temizleyin. Akvaryum içi temizliginde hiçbir zaman deterjan gibi temizlik malzemeleri veya sicak su kullanilmaz. Bu arada akvaryumunuza koyacaginiz kumu yikamaniz gerekir. Kumu yikarken küçük bir miktari bir kova veya legene koyup akan musluk altinda karistirin, tasan su temiz ve berrak aktigi zaman kumu akvaryumunuza koyun. Genelde akvaryumun kumu arka planda daha yüksek ve öne dogru meyilli sekilde konur. Böylece akvaryumlarda biriken bitki parçaciklari ve diger pislikler akvaryumun önünde toplanir ve temizlemesi kolaylasir. Akvaryumun dibine bütün kumu yaydiktan sonra yavas yavas akvaryumun suyunu doldurmaya basliyabilirsiniz. Kumun üzerine bir küçük tabak koyup suyu onun üstüne dogru bosaltirsaniz, hizla akan suyun kumu saga sola dagitmasini önlemis olursunuz. Akvaryum üçte bir doldugunda bitkilerinizi dikmenizin zamani gelmistir. Bitkiler genelde arkaplana ve yanlara dikilerek, ortada baliklarin rahat rahat yüzebilecegi bos bir alan birakilir. Bu arada filtrenizi ve isiticinizida yerlestirin, böylece eger arzu ediyorsaniz isiticinizi ve filtrenizi önüne dikeceginiz bitkilerin arkasina sakliyabilirsiniz ve böylece akvaryumunuz daha dogal bir görünüm kazanacaktir. Bitkileri yerlestirdikten sonra su seviyesini arttirabilirsiniz. Su tamamen dolduktan sonra isiticinizi ve filtrenizi çalistirin. Ilk baslarda su hafif bulanik gibi olabilir, endiselenmeyin. Sifirdan kurulan yeni akvaryumlar için tavsiyem, bir hafta kadar akvaryumun içine hiç balik koymamaniz. Bu sürede isiticinizin akvaryumu istenen isida tuttugu gözden gecirilir, sudaki bütün klor uçup gider. Böylece akvaryum klor temizleyici, su bu gibi sivi kimyasal maddeleri akvaryumunuza koymaniz gerekmez.
Akvaryum kurulduktan sonra sabirsizliga kapilmayin. Bir hafta sonra bir iki balik sonralarida yavas yavas üç dört gün ara ile diger istediginiz baliklari alin, boylece filtreniz yavas yavas artan görevini tam anlamiyla yapabilir. Baliklari akvaryumcudan getirdiginizde torbayi akvaryumunuzun içinde yüzdürün. Torbanin içindeki su isisi ile akvaryumun isisinin ayni oldugunda balik transferi islemine baslayabilirsiniz. Küçük bir su bardagi ile akvaryumdan torbanin içine bir bardak su ekleyin. Birkaç dakika sonra bir bardak su daha, ve bunu torbadaki su miktari bayagi artana kadar devam edin. Torba fazla doluyor gibi oldugunda torbadaki suyun yarisini musluktan asagi dökün. HIÇBIR ZAMAN TORBADAKI SUYU AKVARYUMUNUZA DÖKMEYIN! Böylece akvaryumcunun suyunda bulunabilecek hastaliklar akvaryumunuza giremez. Özellikle bu hobiye yeni basliyanlar akvaryumculardaki hasta baliklari farkedemiyeceginden bu çok daha önemli bir tedbirdir. Torbadaki suyun akvaryumunuzdaki ile ayni gibi olduguna kanaat getirdiginizde, baliklari kepçe ile yakalayip akvaryumunuza salin.
Iste bu kadar! Artik akvaryumunuzun karsisina koltuk çekerek baliklarinizi seyredebilirsiniz.
BAKIM
Akvaryumunuzdaki baliklari dogal olarak hergun beslemeniz gerekecek. Heryerdede duyup okuyacaginiz gibi, buradada tekrar etmekte fayda görüyorum; beslerken baliklarinizin bes dakikada bitirebilecegi miktarda yemleyin. Fazlasi yenmeyerek suyun kirlenmesine yol açabilir. Hatta ben bir adim öne giderek o bes dakikayi bir dakika olarak degistirmek istiyorum. Az miktarda sik sik beslenen baliklar, bir ögün çok fazla beslenen baliklardan daha saglikli olurlar. Beslerken dikkat etmeniz gereken butun baliklarin yemi yiyip yemedigi olmalidir. Çekingen baliklar yem yemede diger girgin baliklardan etkilenerek aç kalabilirler. Eger boyle birsey farkederseniz, bu olayin onune gecmeniz gerekir. Tabii durumun akvaryumdan akvaryuma farkli olacagini takdir edersiniz, ama mesela ayni anda akvaryumun iki ayri ucundan yemleme bu olayin çözümü olabilir.
Isigi günde kaç saat açik tutmak istediginiz size kalmis. Ancak eger akvaryumunuzu bitkilendirdiyseniz hergün düzenli olarak isigin belli saatlerde açik kalmasi gerekir. Tam olarak günde kaç saat isigin açik kalmasi gerektigi konusunda bir yorum getirmek istemiyorum nitekim ayni baliklar gibi çesitli bitkilerinde degisik gereksinimleri vardir.
Akvaryum bakiminin belkide en önemli kismi, aralikli su degisimi yapmaktir. Herkes kendi keyfine ve deneyimine dayanarak ortaya çesitli yüzdeler atiyor. Bende herkesten geri kalirmiyim hiç! Sahsen haftada yüzde 10 su degisimini tavsiye ederim. Eger her hafta su degistirmek istemiyorsaniz, her iki haftada bir yüzde 20 su degisimi, üç haftada bir yüzde 35 uygundur. Yüzde 10 gibi az miktarda su degistirdiginizde akvaryuma eklediginiz suyu direk olarak musluktan koyabilirsiniz. Birtek dikkat etmeniz gereken suyu akvaryuma eklerken direk olarak yeni suyu akvaryumdaki baliklarin üzerine dökmemeniz. Yüzde 20 ve üzeri su degisimi yapiyorsaniz, hiç degilse ekliyeceginiz suyun yarisinin iki gün dinlenmis olmasi gerekir. Yani suyu bir kovanin içinde iki gün bekletin, böylece sudaki klor uçup gider.
Filtre bakimida akvaryumunuzun sagligi açisindan önemlidir. Genelde her iki üç su degisiminde bir filtrenin içindeki malzemenin temizlenmesinde yarar vardir. Filtrenin içindeki sünger, yün, plastik ve seramik parçalarini akvaryumunuzdan çikardiginiz su ile çalkalayin. Piril piril olmasina gerek yok, zaten amaciniz fazla birikmis pislikleri buradan temizlemek ama ayni zamanda suyun temizligini yapan iyi bakterileri zedelememek. Iste bu nedenle hiçbir zaman filtrelerinizi musluk altinda temizlemeyin, öyle yaptiginiz halde filtreniz bir iki hafta iyi bakteriler filtrenin içine yerlesene kadar akvaryum suyunu temizleyemez.
Arada bir çürümüs bitki yapraklari görürseniz bunlari makas ile keserek akvaryumdan çikarin. Bu ayni zamanda ölen baliklar içinde geçerli. Eger bir baliginiz olurse görür görmez akvaryumunuzdan çikarin, böylece suyun kirlenmesini önlemis olursunuz.
BALIK SECIMI
Akvaryumcularda yüzlerce çesit baliklar olmasina ragmen yeni basliyanlar için burada birkaç cins tavsiye edecegim. Diyelim akvaryumunuzu kurdunuz ve bir hafta kadar akvaryumun dinlenmesi için bekliyorsunuz, bu zaman istediginiz baliklar hakkinda arastirma yapip, istediginiz baliklarin bir listesini yapmaniz için ideal bir süredir. Bu listeyi diger akvaryumu olan arkadaslarinizin ve bunun gibi yazilardaki tavsiyelere göre yaparsaniz, hayal kirikligina ugramazsiniz.
Yeni basliyanlar için en uygun balik guruplari Cyprinidler (Danio, Rasbora, Barb cesitleri), çöpçü baliklari ve canli doguranlardir. Butun cyprinidlerin ve çöpçülerin sürü baliklari olduklarini göz önüne almanizda yarar var. Hem bu baliklar 6 civari sürüler halinde daha rahat ve dogal hareket edecek hemde akvaryumunuz daha güzel görünecektir. Bu sahsi görüsüm bence dört bes cinsin küçük sürülerinin bulundugu bir akvaryum, ikiser taneden 10, 15 cinsin bulundugu bir akvaryumdan çok daha güzel ve ilginç gözükür, ve baliklar daha rahat ve saglikli olur.
Örnek vermek gerekirse tipik Cyprinidlerin arasinda Zebra Danio (Brachydanio rerio), Inci Danio (Brachydanio albolineatus), Leopar Danio (Brachydanio frankei), çesitli Rasboralar (Rasbora heteromorpha, Rasbora trilineata), Tetrazon (Capoeta veya Barbus tetrazona) (fakat dikkat bu balik en az 8 taneli sürüler halinde alinmalidir, aksi takdirde diger baliklari rahatsiz eder) ve diger Puntius, Barbus ve Copoeta çesitleri.
Çöpçüler (Corydoras cinsleri) ilk akvaryum için dayanikli baliklardir.
Diger iki guruptan sonra tavsiye edebilecegim baliklar canli doguranlar diye adlandirdigimiz türlerdir. Bu baliklara 'Canli Doguranlar' denilmesinin nedeni, diger bütün baliklarin aksine yumurtalarinin anne karninda döllenmesi ve yavrularin yumurtadan annenin karninin içinde çikmasidir. Genelde bu baliklarin herkes tarafindan yeni basliyanlar için ideal olduklari soylense bile (buna bende dahilim) bazi problemler olabilir. Canli doguranlar ucuz, çok renkli olduklarindan genelde ilk basliyanlara en çok satilan baliklardandir, fakat seneler boyu süren yogun üretim sonucu malesef günümüzde canli doguranlar eskiden oldugu gibi çok dayanikli ve uzun ömürlü degillerdir. Yinede Lepistes (Poecilia reticulata) ve Plati (Xiphophorus maculatus ve Xiphophorus variatus) iyi ilk seçimdir. Kiliçkuyruk (Xiphophorus helleri) genelde erkekler arasi kavgalardan dolayi ya tek erkek yada üçten fazla erkek olarak akvaryumda beslenmelidir. Sahsen Moli'leri (Poecilia sphenops) biraz hassas buluyor ve yeni baslayanlarin bu cinsten almadan önce en az 6 ay tecrübeniz olmasinda yarar görüyorum.
DIKKAT!
Su ile elektirigin ne kadar tehlikeli bir kombinasyon oldugunu hepimiz biliyoruz. Bu yüzden lütfen akvaryumunuzun içine elinizi sokmaniz gerektiginde, bütün akvaryumun içindeki elektirikli aletlerin (isitici, filtre gibi) fisini çekiniz.
Bu kisa yazimi noktalarken hepinize saglikli akvaryumlar, ve akvaryum hobisi ile beraber mutlu yillar diliyorum
|
|
|
|
|
6
|
Msn Messenger / Msn Nickleri / Çok Güzel Msn Nickleri
|
: 26 Kasım 2008, 15:42:47
|
|
Msn nickleri, nickler.. Yorum olarak yolladığınız çok güzel msn nickleri, çok güzel nickler i seçip yayınlamayı sürdürüyoruz.. Haftanın ilk gününde sizlerden gelen anlamlı msn nickleri, anlamlı nickler.. Son olarak gönderilen çok güzel msn nickleri, anlamlı nickler:
ßaNa HeR zAmAn Ümİt VeRiP,kEnDiNe BaĞlAdIn,bAğLaDıĞıN gİbİdE hEp YaRı YoLdA bIrAkTıNn!! :( (asi_yaqmur)
Hayat güzel.. Sensizlik olmasa..
SéssizLiqiMiN aRdıNda yaTaN $iZ0fRéNik MmuTluLuquMa kapıLıp qiDéRkéN aqiR ßaSaN kaRamsarLıqıMıN içiNdé ß0quLuy0rum... (y@n]ız pr€ns€s)
"seni seviyorum" demştin herşeiy boşfermiştim 3 gün önce terketmiştin şimdi neden geri döndün !!!? (y@n]ız pr€ns€s)
Sattım a$kı Sende kaLsın, taLißim Çok Sen yaLansIn. . İstyorsaN öLe oLsUn ßir Dudak ver Üstü Kalsın.(asi-!!!-cadı)
g1d3n s3nd1n ö73n b3n (y@n]ız pr€ns€s)
qözya$Larım üzmedi Seni .. mutLuLuqumda qüLümSemediqin qißi (y@n]ız pr€ns€s)
|
|
|
|
|
7
|
Msn Messenger / Msn Nickleri / Kapak Nickler
|
: 26 Kasım 2008, 15:42:33
|
|
Uzun zamandır kapak nickler, kapak msn nickleri başlığı açmamıştık.. Msn nickleri, nickler sitemizden, sizlerin gönderdiği süper msn nickleri, süper nickler arasından kapak msn nickleri, kapak nickler:
Bizi sollayan bir dahaki köşeyi dönemez..
Fani Dunyanin Baki Padisahi Dégiliz Biz parcaLAnmis Gonul HirkaLarini Yamar Dikeriz Biz DostLarLA agLAr DostLarLa GuLEriz. (asi_yaqmur)
Farklı olduğumun farKındayım.. aRkamDan konuŞurken bir bakmışSın karŞındayım!
Sén $!mD! G!T B!dahA GéRy GéLmé BéN!mDé SaBRıM VaR $£k!L Déğ!$t!r!yoo tükén!ncé !!!!! (asi-!!!-cadı)
0na buna de!l ßen $adec£ dalgaMa ßakarım, g£rçekler acıDır! GerçeĞ!m acıtırım!.. (asi-!!!-cadı)
Hayatım vé FarkLıLığıM diğéRLéRi qißi séNiNdé caNıNı sıKaßiLir..fazLa göZé ßatanLarDaNım farKınDayImm.. ! (asi-!!!-cadı)
Çocukluğum süper marionun manitasını kurtarmakla, gençliğim senin peşinde koşmakla GEÇTİ..
|
|
|
|
|
8
|
Msn Messenger / Msn Nickleri / Aşk msn nickleri
|
: 26 Kasım 2008, 15:42:17
|
|
Aşk msn nickleri, aşk nickleri.. Msn nickleri, nickler.. Sizlerden gelen yeni msn nickleri, yeni nickler.. İşte son aşk nickleri, yeni nickler:
Sen Benim Hem var oluş ; Hemde Yok Oluş Sebebimsin . -asi_yaqmur-
§!L~~ ÂdImI~~ ßã$tãn~~ ¥ãSs~~ kãLßiné , ßã$~~ hÂrf!~~ ßü¥ük~~ QLSuN. -asi_yaqmur-
Ta$iaMazZz CoCuKSu KaLßim YaLanLaRini...ßüüemeDim Daha.. -asi-!!!-cadı-
Kiмśe ĐéiŁiм, KiмśeyŁé ĐéiŁiм, kéηĐiм ĐéiŁiм, kéηĐiмiη hi¢ ĐéiŁiм, βurĐa déiŁiм, orĐa hi¢ oŁмi¢aм . -asi-!!!-cadı-
Tam alışmışken sensizliğe!..... Döndün geri!.... Bu dünya sensiz durmuş!.... Dönmüyor sanki -asi-!!!-cadı-
Kan revan içinde hep, kanamaz denen yerLerim !! -asi-!!!-cadı-
Boynu bükük solmuş bir çiçek gibi, Mutsuz - Renklerini kaybetmişçesine, Umutsuz - Hayal edemeyecek kadar, Yalnız - Sevilmeyen bir, Kimsesiz -asi-!!!-cadı-
|
|
|
|
|
9
|
Msn Messenger / Msn Nickleri / Etkileyici Msn Nickleri
|
: 26 Kasım 2008, 15:41:58
|
|
Durmak yok. Etkileyici msn nickleri, etkileyici nickler.. Msn nickleri, nickler bulunan sitemizden farklı msn nickleri, farklı nickler.. Etkileyici msn nickleri, farklı nickler ile devam:
»» Gelen ne getirdi ki giden ne götürsün? Ben hayatımdan memnunum beni sevmeyen ölsün...
' Sizin gittiğiniz yolları gide gele aşındırdım..
●●● ßir gece yarısı zamanım olsa, bir deniz kıyısı mekânım olsa, ölüm dediğin kapımda olsa yine de seni hatırlayıp özleyeceğim.. ●●●
biRaz kaBa, haFiF yaLaka, herŞeyi biLendiR, buRnu havaLarda!
Güneşin buz tuttuğu yerde bir alev görürsen bil ki o senin için yanan kalbimdir..! ●·»
(( ● Seni SeviyoRum ● İstemeSen biLe ● ))
İnsanı 2 şey öldürür... 1.sevmediğin kişinin silahından cıkan mermi.. 2.sevdiğin kişiden gelmeyen ilgi... (RıdvaN...ReiS...)
|
|
|
|
|
10
|
Msn Messenger / Msn Nickleri / Karizma Nickler
|
: 26 Kasım 2008, 15:41:44
|
|
Karizma msn nickleri, karizma nickler.. Msn nickleri, nickler arşivimize yorum yollayanların süper msn nickleri, süper nicklerini de ekliyoruz.. Karizma msn nickleri, süper nickler:
Hiç hissetmediğin hissi hissettiğin an bil ki o hissettiğin his aşktır..! (bozlak 70)
GöZlErInI GöZlErImDeN KaÇıR,BaNa bAkMa kAlBiM CaBuK AlIşIr!!!! (asi_yaqmur)
Ben sana uzaktan bakmayı, ben seni uzaktan sevmeyi, ben seni bilmeden seni yaşamayı sevdim bir tanem..!
Ne kalbimle sevdim seni, ne aklımla.. Kalp durur, akıl unutur.. Ruhumla sevdim seni, beden gider ruh durur!
Ay Geceği Seni Sevdiğim Kadar Sevseydi Dünya Güneşe Hasret Kalırdı...!
TüRk'Üz DoĞrUyUz OsMAnLı ToRuNuYuZ'' (CAN)
Benim ağladığımı görmeyi bekleme.. Gülüşümün tadını çıkaR!
|
|
|
|
|
11
|
Msn Messenger / Msn Nickleri / Şekilli msn nickleri
|
: 26 Kasım 2008, 15:40:24
|
|
Msn nickleri, nickler yollamaya devam.. Şekilli msn nickleri, şekilli nickler.. Sizlerden gelen beğenilen msn nickleri, beğenilen nickler.. İşte şekilli nickler, beğenilen msn nickleri:
Zaman geÇse biLe, gönLüm senden geçer mi sanDın ?
şιм∂ι кιм ¢αη кαтα¢αк ¢αηıмα ѕαяıℓıρ кιм уαтα¢αк? вιтмισя кανgαм, кα∂єяℓє αяαмı кιм уαρα¢αк !!!? (y@n]ız pr€ns€s)
Elini tutmaya varmıor elim hani beyaz gelinliğim nerde yeminin hani ela gözlerin hani benimdin :( (y@n]ız pr€ns€s)
Yûréqîmdékî yØL †énhâ ! qô†ûn yérsé qéçérsîn . ! Adâm ØLânîdâ qôrdûk âncâ LâfLâ SeVeRs!Nn.... (y@n]ız pr€ns€s)
Yıktığın sevginin altında kaldın oysa herşeyde hep üste çıkardın :((SeRsErİm!) (asi_yaqmur)
YüZüNüN gÜzElLiĞİ İlE öVüNüYoRsUn AmA KiŞİlİğİn BeŞ pArA eTmEzZ!!! (asi_yaqmur)
ßeNim AşKım SaNa Bi ŞaKaYdIıI :D:D:D(kameraya el sallaaa =)))) (asi_yaqmur)
|
|
|
|
|
12
|
Msn Messenger / Msn Nickleri / Ayrılık Nickleri
|
: 26 Kasım 2008, 15:39:58
|
|
Ayrılık nickleri, ayrılık msn nickleri ile msn nickleri, nickler yayınlamayı sürdürelim.. Ayrılanlar için acı msn nickleri, acı nickler.. Ayrılık nickleri, acı msn nickleri, sizlerden..
Yine seni özlüyor yüreğim, yine seni arıyor gözlerim!! (asi_yaqmur)
Ya sewmesn kmse kimseyi yada akmasn aşk dolu gözlerdn yaş ya olmasn ayrılık denen bu illet yada adam gibi swmesini bilsn bu millet!!! (asi_yaqmur)
нιçвιяşєуιη кαℓмαѕıη вєη∂є αηıℓαяıηı ιѕтємιуσяυм ¢αмℓαяı αçтıм ѕσηυηα кα∂αя кσкυηα вιℓє ∂αуαηαмıуσяυм!! :( (asi_yaqmur)
Yine kandım, yine aldandım sana.. Yine gittin, yine bitirdin beni..
uMMaDıkLarımıs aDam oLuRKen adaM SayDıKLarımız Foss CıkTı (y@n]ız pr€ns€s)
sensiz çiçekler açmıor sen yoksun ya gülüm sensiz yüzüm gülmüor baq hergün üzgünüm ÜZGÜNÜM :( (y@n]ız pr€ns€s)
HüZüNlErDeN bOzMa MuTlUlUq YaŞıYoRuMmM :((( (asi_yaqmur)
Msn nickleri siteniz msnnicklerim.net'ten..
|
|
|
|
|
13
|
Msn Messenger / Msn Nickleri / Güzel Msn Nickleri
|
: 26 Kasım 2008, 15:39:44
|
|
Sizlerden gelenleri yazıyoruz.. Güzel msn nickleri, güzel nickler.. Msn nickleri, nickler sitemizden hit nickler, hit msn nickleri.. İşte güzel msn nickleri, hit nickler:
nUmUnEm YoKk SeNDe KaLSıN aSlıMm (asi_yaqmur)
ìŋ§άŋı ЄŋĸoŁάУ άĠŁάтάŋ §ЄνĐìĠìĐìŔ Єŋçoĸ άŁĐάτάŋ Đo§τŁάŔıĐıŔ ЂάУάττά ЂìçвìŔşéУé Gúνéŋмé υŋυτмά вéУάź GúŁúŋ GőŁĠé§ì вìŁé §ìУάЂτıŔ x)KaRiZMa(x
ßu ALémdé Hayßédén DéqiL Harßidén VarıZ!!.. (asi_yaqmur)
Yiηé Gözüмdé bi DaмŁa 'Yaş'sıη .. Yéηi 'Yaş'ıη KuтŁu øŁsun 'αşкıм' ... (gizemli)
Aşk ,uçaqa binmeye benserr!Uçaq ilk hareket edincce heyecanlanırsın,yukarı çıkmaya başladığında korkarsın,yukarı çıkınca alışırsın,aşağıya inmeye başladığında miden bulanır.. (eshosh)
Bu masaLar bo$ kaLmaz gidenin yeri doLar. Bu vazoLara bir$ey oLmaz yaLniz cicekLer soLar. Gönül kimsesiz yapamaz sevebiLeceği bir dost arar. Ta$in kaLbi yoktur ama onu biLe yosun sarar...! (gizemli)
Bana 'zor'u anlatma.. O benim hayat felsefem.. (gizemli)
|
|
|
|
|
14
|
Msn Messenger / Msn Nickleri / Kısa Rap Nickleri
|
: 26 Kasım 2008, 15:39:25
|
|
Rap nickleri, rap msn nickleri arasından kısa olanlar.. Kısa msn nickleri, kısa nickler.. Msn nickleri, nickler sitemizden.. İşte sizlere rap nickleri, kısa msn nickleri:
$0N $iReni beNim iÇin çaLın!
ßinlerce$ine kar$ı yeKtim!
s€nd€n önc€ yağdı $açlarıma c€nn€t kı$ı!.
Göz kapaklaRında mağLubiyet fa$lı.
Yalnızlıktan midem bulanıR gel desem geliR misin?
Bir resim $imdi geçmi$im (((siyah-beyaz))
ßeN zebani tarlasında yabani meleğim >>
YükseLen ben değiLim! AlçaLan DUVARLAR!
|
|
|
|
|
15
|
Eğitim, ÖSS, OKS, Kpss / Felsefe / Psikokinezi
|
: 25 Kasım 2008, 21:02:29
|
|
Psikokinezi ya da ruhsal devim, sayıları çok az olan bazı yetenekli kişilerin bazen farkında olmadan zihin gücüyle cisimleri hareket ettirme veya fiziksel olayları etkileme yeteneği anlamında teknik bir terimdir. Örneğin, zarların sürekli olarak altı düşürülmesi gibi. Ancak, eğer zihin zarları bu biçimde düşürebiliyorsa, zar döndüğü sürece altıyı gösteren yüzünün ne yanda olduğunu anlamak için yine Duyu ötesi algı’ya başvurulması gerekir. Yoksa, ruhsal mesajın ne zaman gönderileceği nasıl bilinir? Bu tür bir sorun, tıpkı güdümlü mermideki güdüm mekanizması gibi bir mekanizma gerektirmektedir; yine de, bilindiği kadarıyla, yalnızca birkaç yetenekli kişi bu gibi güç gösterilerinde bulunabilmektedir. Bugün bütün Duyu ötesi algı olaylarını ve açıklanamayan öteki bazı zihinsel güçleri tanımlamak için genel terim olarak paranormal (normalüstü) ya da çoğu kez Yunan alfabesinin bir harfi olan psi terimi kullanılmaktadır. Hareket ettirilen cisimler, sigara gibi ufak, basit cisimlerden duman gibi daha az somut maddelere kadar değişmektedir. Bazı durumlardaysa, bir cismin içindeki moleküllerin hareket ettirildiği görülmektedir. İsrailli Medyum Uri Geller’in ünlü kaşık bükme gösterilerinin bir açıklaması da bu olabilir. Molekül düzeninin değiştirilmesi, madenin bükülerek sonunda kopmasına kadar varabilmektedir. Psikokinezi'nin kolayca kabul edilmesini önleyen engeller, uzaduyumda olduğundan daha ciddi niteliktedir. Sinir sistemimiz çok ufak elektrik iletileriyle çalıştığından, başka birinin beynindeki bu ufacık sinyalleri algılamak için niteliği henüz bilinmeyen bir yeteneğe sahip olduğumuzu düşünmek o kadar güç değildir. Böyle bir yetenek yalnızca bugünkü bilgi düzeyimizden ileriye doğru bir adımlık bir aşama anlamına gelmektedir. Oysa Ruhsal devimi açıklamak için bu çeşit hiçbir uygun kuram yoktur. Hareket ettirilen cisimler çoğu kez manyetik bile olmadığından, bunların nasıl hareket ettikleri tam bir bilmecedir. Bir cismi zihin gücümüzle hareket ettirmeyi ilk denediğimizde, sizde böyle bir güç bulunsa bile, büyük bir olasılıkla henüz zayıftır (öte yandan, örneğin kötü ruhların dadandığı sanılan evlerde geçen olaylarla ilgili kişiler, güçlü ama kontrol edemedikleri bir Psikokinezi (ruhsal devim) yeteneğine sahiptirler). Önemli başarılar gerçekleştirmeye çalışmadan önce,bulunabilecek en hafif cisimleri hareket ettirmeye çalışarak ruhsal devim yeteneğinizi geliştirmek yerinde bir davranış olacaktır. Duman, ruhsal devim yeteneğinizi denemek için bulabileceğiniz en hafif maddedir. Eğer uzun bir kamıştan, bardağın içine yavaş yavaş ağızdaki sigara dumanını üfleseniz, bardağın dibinde bir duman birikintisi oluşturabilirsiniz. Bardağın üstüne hava akımını kesen bir fincan tabağı da kapatırsanız, duman orda birkaç dakika kalır. Şimdi dikkatinizi dumanın üstünde yoğunlaştırın.dumanın ortada kabardığını ya da bardağın bir yanına toplandığını gözünüzün önüne getirmeyi deneyin. Bütün hedef maddeler arasında en hafif olan bu dumanda belirgin bir hareketlenme yaratacak kadar talihli olabilirsiniz. Sarkacı Hareket Ettirme Becerinizi daha somut bir cisimle denemek istiyorsanız, çok hafif bir sarkaç yapabilirsiniz.önce bir izole bant parçasından, yaklaşık olarak bir bezelye tanesi büyüklüğünde bir topak yapın. Parmaklarınız arasında gergin tuttuğunuz bir saç telinin ucunu da bu toprağa bastırarak yapıştırın. Saç teli topağın içine sağlamca yapışacaktır. Saç telinin diğer ucunu da, yapışkan bant yada zamkla bir bardağın dibine yapıştırın. Bardağı baş aşağı çevirdiğinizde, camla korunan ufacık, duyarlı bir sarkacınız olacaktır. Şimdi dikkatinizi sarkaç üzerinde yoğunlaştırın ve onu dokunmadan sallandırmaya çalışın. Büyük bir olasılıkla bunu başaracaksınız. Ama, yoksa dirseklerinizi masaya mı dayamıştınız? Şu halde,bardağı yere koyun ve yeniden deneyin. Yine sallanıyor mu? Şimdide bardağı hiçbir titreşimin ulaşamayacağı bir beton zemine koyun. Sarkacı hala sallandırabiliyorsanız, sizde ruhsal devim yeteneği bulunabilir (yine de, vücudunuzdaki statik elektrik yükünün sarkacın sallanmasında etken olabileceğini gözden uzak tutmamak gerekir). Yüzen Cismin Hareket Ettirilmesi Bir bardak sudan yararlanarak, başka bir duyarlı ruhsal devim aracı hazırlayabilirsiniz. Temiz bir bardağa çok dikkatle su doldurursanız, yüzeysel gerilim sayesinde bardağın kenarlarından biraz yüksekte berrak bir su yüzeyi elde edebilirsiniz. Ruhsal devim için seçtiğiniz hedef cismi bu yüzey üzerinde yüzmeye bıraktığınızda, ruhsal devim etkisi altında cisim su yüzeyinde serbestçe dönecektir. Bu amaç için çeşitli cisimler seçebilirsiniz.manyetik maddeleri denemek istiyorsanız, suyun yüzeyine bir dikiş iğnesi bırakın. İğne suyun üzerinde yüzecektir. Manyetik olmayan madenlerle deney yapmak için de, hedef olarak bir parça alüminyum çikolata kağıdı kullanabilirsiniz. Ne kullanırsanız kullanın, dikkatinizi hedefi su yüzeyinde tutmak ve döndürme üzerinde yoğunlaştırmalısınız. Sarkaç deneyinde bazı dış etkenlerin oynadığı rolü görmüş olduğumuz için, herhalde artık dirseklerimizle masayı oynatmıyorsunuzdur. Ama acaba yüzünüzü, yayınladığı ısı nedeniyle oluşan ufak hava akımlarının hedef cismin hareket etmesine yol açabileceği derecede bardağa yaklaştırdınız mı? Ağzınızdan yada burnunuzdan verdiğiniz soluğun bir hava akımı yaratmadığından emin misiniz? Bir kavanozu tüm deney aracının üzerine baş aşağı kapatarak bu olasılıkları ortadan kaldırın ve deneyinizi sürdürün. Zar Atma Birçok kişi zarların elverişli bir ruhsal devim hedefi olduğu kanısındadır; oysa, zarların yuvarlanırken hedef sayıyı taşıyan yüzlerin hangi yanda olduğunu bilmek için ruhsalgörünün gerekli olması ve zarların hareket ettirilebilmeleri yönünden oldukça ağır cisimler olmaları gibi bazı sakıncaları vardır. Zarları plastik bardak içinde sallamakla, sonucu olumlu yönde etkileme olasılığını ortadan kaldırmış olursunuz. Önce tutturmayı istediğiniz sayıya karar vermeli ve dikkatinizi bu sayı üzerinde yoğunlaştırmalısınız. Bu sayıyı rastlantıyla tutturma olasılığı altıda birdir. Deneylerin tekrarlanması, elde edeceğiniz bir başarının gerçekten ruhsal devim sonucu olması olasılığını arttıracaktır. Öte yandan, özellikle üzerindeki noktaların deliklerden oluştuğu zarlar ne de olsa hileli sayılır; çünkü, böylece altıyı gösteren yüz, zarın en hafif yüzüdür ve atıldığında rastlantıdan beklenenden daha sık olarak üste kalacaktır. Bu sorunu çözümlemek için, rasgele seçilmiş sayıları tutturmaya çalışabilirsiniz. Bunun için de, bir telefon rehberinin herhangi bir sayfasını açarak, alt alta dizilmiş telefon numaralarının bir ve altı arasında olan son numaralarını bir kağıda kaydedin. Bu rakamlar bizim amaçlarımıza uygun yaklaşık bir gelişigüzel sıralamayı sağlayacaktır. Şimdi kaydettiğiniz bu rakamları sırayla tutturmaya çalışın. Uzaduyum ve ruhsalgörü deneylerindeki gibi, elinizden geldiği kadar çok sayıda deney yapmalı ve sonra toplam puanınızı yaptığınız deney sayısına bölerek, rastlantıdan beklenen altıda bir başarı oranını tutarlı biçimde aşıp aşmadığınızı anlamalısınız. Aslında, elde ettiğiniz sonuçların gerçekten istatistik anlamlılık taşıyıp taşımadığına karar vermek için, daha geliştirilmiş istatistik analizlere gerek olduğunu da unutmamak gerekir. alıntıdır
|
|
|
|
|
16
|
Eğitim, ÖSS, OKS, Kpss / Felsefe / Eşyaların Manyetize Edilmesi
|
: 25 Kasım 2008, 21:01:54
|
|
Eşyaların Manyetize Edilmesi
İnsandan yayılan manyetik enerjileri özellikle bazı eşyalar çok kolaylıkla depolayabilmektedir. Bunlar arasında; pamuklu ve yünlü dokumalar, cam, altın, çelik plakalar ve tahta cisimler ve su sayılabilir. Özellikle suyun manyetik enerjileri depolaya-bilmede çok daha etkin rol oynadığı bilinmektedir.
Yine "Anadolu Halk Geleneklerinde karşılaşılan, okunmuş suların şifa dağıttığına dair inancın köklerini burada aramak icabeder. Bu inancın da ilk ortaya çıkışı bu prensibe dayanmakla birlikte aradan geçen yıllar, asıl kökeni unutturmuş geriye sadece dinsel ağırlıklı bir tema kalmıştır. Oysaki dinsel bir tema değil, bu inancın temeli tamamen parapsişik bir fenomene yani manyetizme bağlıdır...
Uzakta olan bir kimseye bu şekilde manyetik paslar gönderilebilir... Yapılan deneysel çalışmalar bunun mümkün olabileceğini göstermiştir.
Suyu nasıl manyetize edebiliriz? Suyun manyetize edilebilmesi için bir tasın içine su doldurun. Karşısına geçip oturun ve konsantre olarak ellerinize manyetik enerjilerinizi biriktirin. Parmaklarınızın uçlarını suya sokun ve 2 dakika süresiyle manyetik etkilerinizi suya yönlendirin. Daha sonra iki elinizle birlikte çok yavaş olarak suyun üstünden dikey paslar yapın... Parmaklarınızı birleştirerek el uygulaması yöntemiyle manyetik akışkanlarınızı suya geçirmeye devam edin... En son olarak ellerinizi kabın yanından tutarak hem el uygulaması yapmaya devam edin, hem de suya 10 kez sıcak üfleme yapınız.
10 dakikalık bir süre içinde bir tas su çok kolaylıkla manyetik tesirlerle doldurulabilir. Çalışmanız bitince suyu ağzı kapalı cam bir şişeye ya da bir kavanoza boşaltabilirsiniz. Cam şişeye bir başkası dokunmamalı ve mutlaka beyaz bir bezle iyice sarılmalıdır. Suyu manyetize ederken, hangi amaçla bu işlemi yapıyorsanız, mutlaka zihninizden kuvvetle bunu geçirmeli ve bu konsantrasyonunuzla, o isteğinizi manyetik enerjilerinizle birlikte suya geçirmelisiniz. Böylelikle neyi hedeflediyseniz, o isteğiniz gerçekleşmesi daha kolay olacaktır.
Eğer belirli bir isteğiniz yoksa hiç bir şey düşünmeden sadece manyetik enerjilerinizle de, suyu manyetize edebilirsiniz. Bu tür manyetize edilmiş sular içene güç veren doping gibi bir etkide bulunurlar.
Manyetize edilmiş suların çok güçlü bir etkisi vardır. Adeta sihirli bir güç gibidir. Ani etki gösterirler. Manyetize edilmiş suların tadında da bir değişme olur. En az 2 - 3 gün bu sular saklanabilir ve etkileri kaybolmaz. İpek bir örtüyle örtülerek saklanmaları tavsiye edilir.
Ne yazık ki bu tekniği bilen bazı kişilerin, bu tür uygulamaları olumsuz yönlerde de kullandıkları görülmüştür... Manyetik enerjileriniz adeta birer taşıyıcı gibidir. Eğer onlara negatif duygu ve düşünceler yüklerseniz onları taşırlar. Zarar vermek isledikleri bir kişiye manyetize ettikleri suyla negatif enerjiler göndererek onları çok büyük sıkıntılara sokan kişiler her toplumda çıkmıştır. Dileriz ki, bundan sonra ve özellikle de 2000'li yıllarda bu teknikler hep pozitif düşüncelerin taşıyıcıları olarak çalışsınlar... Ümidimiz ve temennimiz budur... Negatif düşünce enerjileri arasına katılmadığı müddetçe manyetik enerjilerin hiç bir zararı yoktur. Fazlası derhal bünyeden atılır. Manyetik etkiler bir ilaç gibi tek yönlü gücü yoktur. Özel olarak şu hastalığa iyi gelir, şu hastalığa iyi gelmez gibi bir ayrımı da yoktur. Manyetik enerjiler bütün organlara etki ederler. Organizmanın işleyişinde dengesizlik yaratan her şeyi düzene sokarlar. Sağlığı oluşturan güçleri dengeye oturturlar. Belki biraz abartılı bir bitiriş olacak ama biz yine de söyleyelim: Sanki her derde deva gibidirler...
El ele tutuşmanın ardındaki gerçekler... Yollarda el ele tutuşan gençleri gördüğünüzde de manyetik etkilerin gücünü hatırlayınız... Çünkü yurtdışında yapılan bir araştırmada gençlerin niçin el ele tutuşuyorsunuz sorusuna verdikleri cevap ilginç bir sonucu ortaya çıkartmış durumdadır.
Gençler el ele tutuştuklarında: Cinsel bir dürtü değil, kendilerinin de tanımlamakta zorluk çektikleri bir rahatlama, gevşeme ve huzur hissettiklerini söylüyorlardı...
Gerçekten de el ele tutuşan gençler aslında farkında olmadan birbirlerine manyetik enerjiler göndermektedir. El ele tutuşmada farklı kutuplar bir araya geldiği için, (sağ sol elle veya sol sağ elle) otomatik olarak manyetik enerjiler sakinleştirici, huzur verici gevşeme halini sağlamakta ve gençlerde büyük bir rahatlama etkisi meyda getirmektedir. Kuşkusuz ki, gençlerin arasındaki yoğun sevgi ve aşk; bu enerjilerin kolaylıkla birbirlerine aktarılmasında da çok büyük bir fonksiyon gömlektedir...
|
|
|
|
|
17
|
Eğitim, ÖSS, OKS, Kpss / Felsefe / Manyetizma Yöntemleri
|
: 25 Kasım 2008, 21:00:20
|
|
Manyetizmanın Fiziksel Yasaları
İnsan manyetizmayı ısı, ışık, elektrik gibi enerjilere çok benzer. Özellikle de mıknatısa... Elektrik yasaları ile, manyetizma yasaları arasında hemen hemen aynılık vardır, insan bedeninin mıknatısa benzer özellikleri kapsadığı bilinmektedir. Örneğin insan bedeni mıknatıstaki gibi (+) ve (-) kutupsallaşmalar gösterir. Şimdi bedenimizdeki bu kutupsallaşmaları görelim. Bunlar bilinmeden sağlıklı bir manyetik çalışma yapılamaz.
İnsan vücudunun hangi bölgeleri pozitif hangi bölgeleri negatif kutupsallaşma içindedir?
Vücudunuzun sağ tarafı pozitif, sol tarafı negatiftir. Alın, boyun, göğüs mide ve karın pozitif; bunların tam arkası yani başınızın arkası, enseniz, sırtınız, beliniz ve kuyruk sokumunuza kadar olan bölgeniz negatiftir. Başınızın tepe kısmı ile bacaklarınızın arası nötrdür. Solaklarda ise bu kutupsallaşma tam tersidir. Her iki elini kullananlarda ise kutupsallaşma sabit değildir. Manyetik enerjiler farklı kutupsallık özellikleriyle, organizma içinde dengeye getirici bir güç olarak çalışırlar
- İnsan Bedeninin Manyetik Kutuplan -
Aynı isimli kutuplar birbirlerini iter... Zıt isimli kutuplar birbirlerini çekerler... Elektrik ve mıknatısta olan bu durum insan bedenindeki manyetik enerjilerde de aynıdır. Hassasiyeti gelişmiş bir kişinin alnına (+) sağ elinizi (+) koyarsanız derhal bir itme hissi duyacaktır. Buna karşılık ensesine (-) yine sağ elinizi (+) koyduğunuzda çekilme hissiyle karşılaşır.
Bu metotla, organik aktivitede hızlanma ya da yavaşlamanın meydana getirilmesi yani uyartmak ya da sakinleştirmek mümkün olabilmektedir. İşte bu manyetizmanın temel çalışma kurallarının temelidir. Yani aynı isimli (+ +), (- -) kutuplar uyartıcı; zıt isimliler (+ -) sakinleştirici bir etki yaparlar. Sakinleştirme Etkisi (+ -) Ağrıların giderilmesinde kullanılır. Ağrısı ve ıstırabı olan bir hastanın ayak ucuna geçilir. Bakışlar göğüs ve mide boşluğu üzerine yönlendirilirken; sağ el hastanın sol bacağına, sol el de hastanın sağ bacağına gelecek şekilde eller bacaklar üzerine yavaşça dokundurulur. Siz de bunu deneyebilirsiniz. Bunu yaparken tüm manyetik enerjinizin gözleriniz ve ellerinizden hastaya gitmesini isteyin. Buna konsantre olun. İstemekten başka yapmanız gereken hiç bir şey yoktur. Bu şekilde yapılan manyetizmanın çok büyük bir sakinleştirici etkisi vardır.
10 ila 30 dakika arasında değişen bir zaman süresince, hastanın ateşi hissedilir derecede düşer, ıstıraplı hal geçer. Ağrılar diner... Hasta derin bir rahatlığa gömülür...
Eğer ağrı vücudun sadece belirli bir bölgesindeyse, hastanın yanına geçilir. Ağrıyan bölgenin hangi kutupsallıkta olduğuna bakılır. Ona göre sol ya da sağ el ağrıyan bölgeye konulur. Baş ağrısı için sol elin hastanın alnına, sağ elin ise ensesine konulması çok sakinleştirici ve ağrıyı kısa sürede geçirici bir etkisi vardır.
Uyartma Etkisi (+ +) (- -). Canlılık kazandırır, hareket getirir, uyuşukluk ve yorgunluk hissini ortadan kaldırır, tansiyonu yükseltir, zihni aktiviteyi arttırır, organizmanın kendisini yenilemesine imkan sağlar.
Bunların olabilmesi için aynı isimli kutupların bir araya getirilmesi gerekir. Örneğin sağ elinizi karşınızdakinin göğsüne ya da midesine, sol elinizi de sırtına koyarak bu etkiyi sağlayabilirsiniz... Sempatizasyonun sağlanması ve ilginin kurulması Manyetizma uygulamasına başlamadan önce karşınızdaki kişiyle sempatizasyonun sağlanmasında çalışmanın başarısı açısından büyük önem vardır.
Bu sempati sizin manyetik etkilerinizle, karşınızdaki insanın manyetik alanı arasında bir ahenk kurmak demektir. Daha bilimsel bir açıklama ile, sizin manyetik enerjinizin atomik titreşimsel düzeyiyle, karşınızda kişinin manyetik enerjisinin atomik titreşimsel düzeyi arasında bir rezonans sağlamaktır. Söz konusu sempati halinin kurulabilmesi için sizin pozitif duygu ve düşüncelerle çalışmaya yönelmeniz birinci şarttır.
Özellikle aralarında sevgi ve sempati bağı bulunan kişilerin, birbirlerine çok daha kolay manyetik etkiler göndere-bilmesinin asıl nedeni budur. Manyetizma uygulamasına başlamadan önce enerjiler arasında rezonansın kurulabilmesi ve ilk manyetik enerjinin aktarılabilmesi için el tutma denilen bir yöntem vardır.
Bu yöntem iki farklı şekilde uygulanabilir: Bunlardan birincisi aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi, sizin baş parmağınızla, karşınızdaki kişinin baş parmaklarının temas ettirilme yöntemidir.
- Baş Parmakların teması ile rezonansın sağlanması -
İkincisi ise bütün parmakların teması ile rezonansın sağlanmasıdır. Süjenin avuç içi yere, sizinki havaya bakacak şekilde, birinci parmak boğumlarını üst üste koyunuz. Bu durumda sizin avucunuz havaya doğrudur ve süjenin birinci parmak boğumlan, sizin parmak boğumlarınızın üzerindedir. Baş parmağınızı da süjenin ortanca parmağının üzerine koyunuz. Bu el tutma yöntemlerinden kendinize en uygununu seçerek karşınızdaki kişiyle ilk manyetik rezonansı sağlayabilirsiniz.
- Bütün parmakların teması ile rezonansın sağlanması -
Karşınızdaki kişinin tam karşısına oturunuz. Onu vereceğiniz telkinlerle gevşetin. İyice gevşesin. İlk önce iki kaşınızın arasına bakmasını isteyin. Siz de onun iki kaşının arasına bakın. Ya da göğüs bölgesine konsantre de olabilirsiniz. Bacakları sizin bacaklarınızın arasında olmalı ancak bacaklarınız birbirine değmemelidir. Sadece eller temas halinde bulunmalıdır. 8-9 dakika boyunca uygulayacağınız bu işleminiz, karşınızdaki kişiye ilk manyetik enerjiyi aktarma imkanı da sağlayacaktır. Daha sonra karşınızdaki kişinin özel bir bölgesinde bir ağrı varsa, o bölge üzerinde manyetik pas uygulamalarına girişmeniz gerekir.
El tutma yöntemleri, sadece ilk sempatinin kurulmasında değil, aynı zamanda karşınızdaki kişiye genel manyetik enerji aktarımında ve onu manyetik alanınıza alarak uyutma işlemlerinde de kullanılır. Manyetik İpnoz çalışmalarında kullanılan bir yöntemdir. Ancak bu tür çalışmalar yapabilmek için manyetik enerjinizi arttırmak ve onu belli bir yere toplaya-bilme becerinizi çok iyi geliştirmiş olmanız gerekir.
El tutma yöntemiyle manyetik enerjilerinizi karşınızdaki kişiye aktarmaya başladığınızda, en fazla 1-2 dakika içinde karşınızdaki sizden elleriniz vasıtasıyla yayılan manyetik enerjileri bir sıcaklık duygusuyla hisseder. Karıncalanmalar ve seyirmeler de görülebilir. Başında ve tüm bedeninde ağırlık hisseder. Daha ileri aşamalarında tamamen hipnotik bir uykuya dalabilir. Ama siz ilk başlarda bunu yapmayın.
Eğer karşınızdaki kişi çalışmanız sırasında manyetik ipnoza girer ve uyursa, hemen manyetik enerji aktarımını kesin ve ayağa kalkarak yatay paslar yapmaya başlayın... Böylelikle ona yüklediğiniz manyetik enerjileri dağıtın... Derhal uyanacaktır...
Manyetizma Yöntemleri
İnsan bedeninin bütün yüzeyinden manyetik bir enerjinin çıktığı bugün bilimsel olarak kanıtlanmış durumdadır. Fakat bedenin bazı bölgelerinden daha kolay ve daha yoğun olarak çıktığı saptanmıştır. Bunları başlıca dört kısımda toplayabiliriz: 1- Eller, avuç içi ve parmaklar. 2- Gözler, iki kaşın arası ve beynin üst kısmı. 3- Göğüs bölgesinin tam ortası. 4- Dizler ve ayaklar. Manyetik enerjilerin gönderilmesinde en uygun araçlar ellerdir. Bu nedenle tüm manyatizörler ellerini kullanırlar...
|
|
|
|
|
18
|
Eğitim, ÖSS, OKS, Kpss / Felsefe / Manyetik Enerji nedir
|
: 25 Kasım 2008, 20:59:49
|
|
Tüm vücudumuzdan yayılan manyetik bir enerji vardır. Bilim bu manyetik enerjinin varlığından hiç bir zaman kuşku duymadı. Ancak bu manyetik enerjinin kökeni ve ilk nedeni üzerinde uzun süre araştırmalar yaptı.
Aslında bu tartışma yeni değildi... 1700'lü yılların sonuna doğru bu konuda iki farklı görüş vardı. Bunlardan bir tanesi manyetik enerjinin hareketten kaynaklandığını aşkın bir tarafının olmadığını ve temelinin karmaşık elektriksel bir enerji olduğunu ileri sürüyordu... Diğer bir görüş ise manyetik enerjinin fiziksel bir tarafı olmadığını ve tamamen ruhsal enerji ile ilgili olduğunu iddia ediyordu...
1800'lü yıllarda ilk kez Du Potet manyetik enerjinin ortaya çıkmasını hem fiziksel, hem de ruhsal enerjilerin sonucu olabileceğini ileri sürdü. Bu büyük bir adımdı... Kendisinden sonra gelenlerin bir kısmı yine de ikna olmadılar... Farklı iki görüş varlığını sürdürdü... Ancak Du Potet'in ilk kez telaffuz ettiği gerçekler üzerinde aynı fikirde olanların sayısı da artmaya başladı... Günümüzde en son elde edilen bilgiler manyetizmaya önemli açıklıklar getirdi. Manyetizmanın köken itibariyle ruhsal bir enerjiden kaynaklandığı artık biliniyor. Ancak şurası da kesin olarak ortaya çıkmıştır ki, manyetik enerji bizzat ruhun enerjisi demek değildir. Tek bir cümleyle tanımını yapmak gerekirse, ruhsal enerjinin fizik maddeye bağlanmasından kaynaklanan psişik kökenli bir fiziksel ışımadır. Bu açıdan konuya yaklaşıldığında manyetik enerjinin, fiziksel bir enerji olduğu kabul edilebilir...
Manyetik enerji herkeste vardır. Ancak herkes bu manyetik enerjilerini konsantre ederek belli bir noktaya yönlendirmeyi bilemediği için bu enerjisini çoğunluklu bilinçli olarak kullanamaz. Nasıl ki ışık bir büyüteç aracılığıyla belli bir noktaya toplanabilirse, manyetik enerji de belirli metotlarla belli bir noktaya toplanabilir ya da yönlendirilebilir. Bunun için ilk temel şart istek ve konsantrasyondur...
|
|
|
|
|
19
|
Eğitim, ÖSS, OKS, Kpss / Felsefe / Manyetik Enerjinizi Arttırıcı Pratikler
|
: 25 Kasım 2008, 20:59:30
|
|
Manyetik Enerjinizi Arttırıcı Pratikler
1 Bir sandalyenin üzerine büyükçe birkaç yastık koyun ve karşınızda sanki bir insan oturuyormuş gibi, dikey pas çalışmalarını tüm ayrıntılarıyla uygulayın. Özellikle nefes alarak manyetik enerjileri göğüs bölgenize toplama ve nefes verirken topladığınız bu enerjileri elleriniz vasıtasıyla yastığa aktarma çalışmalarına ağırlık verin... Nefesinizi burnunuzdan ağır ağır alın bir süre tutun ve nefesinizi verirken tüm manyetik enerjilerinizin önce omuzlarınızdan sonra kollarınızdan geçerek ellerinizden yayıldığını kuvvetle imajine edin... Bu alıştırmayı[ ne kadar çok yaparsanız o kadar deneyim sahibi olursunuz.
2 Çeşitli maddeler üzerinde el uygulaması çalışması yapınız. Ellerinizden yayılan sıcaklığı hissedin ve onu çoğaltmaya çalışın. Manyetik enerjileriniz arttıkça elleriniz alev alev yanmaya başlayacaktır.
İlk denemelerinizi yine yastık üzerinde yapabilirsiniz...! Daha sonra bitkiler üzerinde de çalışabilirsiniz... Yeterli deneyim sağladıktan sonra, başı ağrıyan arkadaşlarınız üzerinde denemelere başlayabilirsiniz.
3 Sizinle deney yapmayı kabul eden bir kişiyi ayakta tutun. Sırtı size dönük durumda olsun... Topuklarını birleştirsin ve haraketsiz olarak beklemeye başlasın... Ellerinizi l - 2 cm mesafeden omuzlarının hizasında tutun. Elleriniz omuzlarına değmesin...
Gözlerinizle tam ensesine bakın... Konsantre olun... Size' doğru kaykılmasını isteyin... Bunu yoğun olarak arzu edin ve ensesine bakarken bunu aynı zamanda telkin edin... Az sonra hızla size doğru kaykılacağından emin olun... Bunu yapabilmek için ellerinizi omuzlarından yavaş yavaş kendinize doğru geri çekin. Ellerinizi geri çekerken manyetik alanınıza kapılarak arkaya doğru yıkılmaya başlayacaktır...
4 Manyetik enerjinizi arttırıcı patikleri yaparken aynı zamanda dikkat etmeniz gereken bir takım noktalar da bulunmaktadır. Eğer bu alanda bir başarı elde etmek istiyorsanız aşağıdaki maddelere uymakta özen gösteriniz.
a) Enerjinizi tasarruflu kullanınız... Bu, günlük yaşamınızda yorulmayın, fiziki olarak ağır işler yapmayınız anlamında değildir. En yorucu işlerde bile çalışsanız, bunun size bir zararı yoktur. İstirahat ederek fiziksel olarak dinlenebilirsiniz. Ancak enerjilerinizi kontrolü harcayın dememizin sebebi başkadır. Burada kastedilen kıskançlık, hasetlik, vesvese, gibi negatif duygu ve düşüncelerle psişik enerjilerinizi boşu boşuna harcamamaktır. Çünkü bunlar dinlenerek asla yerine getirilemezler. b) Sinirlerinize hakim olunuz. Asabi ve öfkeli taraflarınız manyetik enerjilerinizi boşu boşuna sizden alıp götürür. c) Konsantrasyon çalışmaları yapınız. d) Her gün mutlaka 20 dakika gevşeme egzersizlerinizi muntazam olarak uygulayanız. e) Kendinize güveniniz ve kendinizi seviniz... Bunlara dikkat ettiğiniz müddetçe, yukarıda aktarılan pratikler hem size deneyim kazandıracak, hem de bunları denerken, manyetik enerjilerinizi nasıl kontrol edeceğinizi, daha sonra da bu enerjilerinizi nasıl karşınızdaki bir kişiye aktaracağınızı göreceksiniz...
|
|
|
|
|
20
|
Eğitim, ÖSS, OKS, Kpss / Felsefe / Sezgilerinizle İnsanları Tanıma Egzersizleri
|
: 25 Kasım 2008, 20:59:14
|
|
Sezgilerinizle İnsanları Tanıma Egzersizleri
Yukarıda sözünü ettiğimiz bize dışarıdan gelen yanıltıcı etkilere parazit tesirler diyoruz. Bu parazit tesirler insanlardan düşünce yoluyla yayılan çoğunlukla negatif yüklü enerjilerdir. İnsanların farkında olmadan çevrelerine yaydıkları bu enerjiler, sürekli çevremizde dolaşırlar. Ve biz bunlardan farkında olmadan etkileniriz. Özellikle de gevşeme durumunda bu tesirler daha kolay hissedilebilir. Bunlara ek olarak spatyomdan dünyaya yansıyan, bedensiz ruhsal varlıklardan gelen tesirler de vardır. Bunlar psişik çalışmalarda en büyük engelleri oluştururlar. Bu tesirlere karşı bir etki alanının yaratılması gerekir. Bu da aslında ayrı bir çalışma konusudur. ...Ve bu noktaya önem gösterilmesi gerekir. Şimdi size bu parazit tesirlerden ve çevremizden bize gelesi muhtemel negatif enerjilerden korunma yollarını maddeler halinde aktarıyorum:
1- Psişik çalışmalarınızı sürekli aynı odada yapınız. Bu, odanızın sizin enerjilerinizle dolmasına ve başka enerjilerin orada barınamamasına sebebiyet verecektir. Odanızın aurası gün geçtikçe daha yüksek seviyeli bir hal alacaktır.
2- Psişik çalışmalar yaptığınız odanızın aurasını düşürmemek için kesinlikle, o odada münakaşalara girişmeyin, kızgınlık, öfke, kin, kıskançlık gibi negatif enerjileri odanızda üretmeyin ve başkalarının da üretmesine izin vermeyin. Odanızda fırsat buldukça pozitif enerji yayma çalışması yapınız. Bunu yapmak son derece kolaydır. Gevşedikten sonra tüm odanızı temizleyecek olan sevgi şefkat, merhamet gibi pozitif yüklü enerjilere konsantre olun.
5- Ruhsal olgunluğunuz arttıkça sizi saran biyomanyetik enerji alanınız yani auranız da buna bağlı olarak güçlenecektir. Bu da bilgilerinizin artmasıyla doğru orantılıdır. Mümkün olduğunca ruhsal bilgilerinizi arttırmaya gayret gösterin. Ön yargılara yer vermeyin. Sürekli araştırıcı ve sorgulayıcı bir zihin hali içinde olun. Her şeye inanmayın... En iyi korunma yollarından biri, soru soran bir zihindir. Daha önce kulaktan dolma öğrendiklerinizi sorgulayın... Biraz şüphecilik sağlıklıdır; kuşku duyun, kanıt isteyin... Ruhsal olgunluk ve ruhsal kültür en büyük korunmayı sağlayacaktır.
6- Auranızı güçlendirici imajinasyon ve telkin çalışmalarında bulunun. Kendinizi pozitif bir enerji alanıyla sarabilirsiniz. Bunu yapmak için gözlerinizi kapatın, gevşeyin ve kendinizi parlak beyaz bir ışıkla çepeçevre kuşatılmış olarak imajine edin. Beyaz ışığın, hem ön hem de arka tarafınızdan genişleyerek başınızın üstünden geçtiğini ve ayaklarınızın altına kadar sizi kuşatmasını isteyin. Beyaz ışık tüm olumsuzlukları yok etme gücüne sahiptir. Koruyucu bir kalkan görevi yapar. Bu düşüncenin önemli bir etki yaratacağından emin olabilirsiniz. Fırsat buldukça bu konsantrasyon çalışmasını tekrarlayın.
7- Yüksek seviyeli "Ruhsal İdareci Planlar"dan yardım talep edin. Onların enerjileri ile sizi desteklemelerini isteyin. "İstek Yasası"nın kainatta çalışmakta olduğunu unutmayın. Ne isterseniz sonunda onunla karşılaşacaksınız. Düşüncelerinizle siz aslında farkında olmadan kainatta işlemekte olan yasalar sonucu kendi geleceğinizi kendiniz tayin ediyorsunuz. İnsanların zaman zaman istekleriyle karşılaşmadıklarından şikayet ettiklerini duymuşsunuzdur. Kim bilir belki bazen siz de bundan şikayet ettiğiniz de olmuştur. Bunun tek sebebi düşüncelerinizi doğru kullanamayışınız ve isteklerinizi yanlış dile getirmenizdir. "Alı keşke su olsu..." diyerek ona ulaşamayacağınızı daha önce söylemiş ve kendi kendine telkin konusunu işlediğimiz bölümümüzde bunun nasıl yapılabileceğini aktarmıştık...<!-- / message -->
|
|
|
|
|
21
|
Eğitim, ÖSS, OKS, Kpss / Felsefe / telekinezi nedir
|
: 25 Kasım 2008, 20:59:03
|
|
Telekzi, parapsikoloji bilim dalının incelediği önemli bir psişik güçtür. Telekinezi, düşünce gücünü yoğunlaştırarak canlı veya cansız maddeler üzerinde etkiler yapılabilmesi gücüne denir. Her ülkede bu uluslar arası bir sözcüktür. Telekineziye psikokinezi de denir. Kelime anlamı olarak tele uzak uzaktan anlamına gelen yunanca bir sözcüktür. Kinezi ise hareket demektir. Yani kelime anlamı olarak uzaktan hareket anlamını gelir. Telekinezi psişik kökenli düşünce enerjisidir ve günümüz parapsikoloji bilim dalında etkileri elektronik aletlerle ölçülmüş ve bu enerjinin varlığı kabul edilmiştir. Ve birçok bilim adamı bu enerjiyi günlük zamanlarda kullandığımızı kanıtlamışlardır. Şans eseri dediğimiz olaylardan çoğu telekinezinin eseridir ve bu gücü ister istemez kullanırız. Amerikalı ünlü parapsikolog Rex Stanford bu enerji üzerinde deneyler yapmış ve günlük hayatta kullandığımızı kanıtlamıştır. Buna en basit örnek zardaki istediğimiz numaranın gelmesidir. Bu çalışmalar sırasında Duke üniversitesinde bu gücü olumlu etkileyen bir etken bulunmuştur. Bu da konsantrasyonun serbest bırakılmasıdır. Yani bir zarda istenilen numaranın gelmesi için önce yoğun bir istek ve konsantrasyon, daha sonra da zarlar bırakıldığı anda bu konsantrasyon ve istek kesilmelidir. Bunun önemi Enid Hofffman’nın kitabındaki hikayeyle çok kolay anlatılabilir: “Bir öğrencim başından geçen ilginç bir deneyimini bana şöyle anlatmıştı: Bir kasenin içine su koymuş ve kasenin içinde suyu hareket ettirme egzersizleri yapıyormuş. Düşüncenin serbest bırakılması kısmına kadar alıştırmayı doğru olarak yapmıştı. Suya bakıyor ama herhangi bir hareket olmuyordu. Tam o sırada telefon çalmış. Poflayarak sandalyeden kalkmış. Başarısızlık duygusu içinde telefona bakmış. Telefon görüşmesi bittikten sonra, çalışmasına devam etmek üzere geri döndüğünde kasedeki suyun bir kısmı dışarıya sıçrayıp masaya yayılmış vaziyetteymiş. Burada olan nedir? Deneyci telefona cevap vermek için kalktığında, dikkati başka tarafa yönlenmiş ve suyu hareket ettirme arzusunu serbest bırakmış.” Stanford dualarında telekinezi yasasına dayandığını fark etmiştir. Duaların gerçekleşmesinde, dua eden kişinin yoğun konsantrasyon içinde düşünce enerjisini yoğunlaştırıp, göndermesiyle telekinetik etkisi söz konusudur. Bunun yanı sıra kültürümüz ve dinimizde adı geçen nazar olgusunun da temeli telekinezidir. Nazar, bazı kimselerin bakışlarında bulunduğu kabul edilen ve insanlara, özellikle de çocuklara, evcil hayvanlara ve bazı eşyalara zarar verdiğine inanılan kuvvettir. Ve bu da öfkeli, kıskançlık vb. gibi duygularda yolladığız negatif tesirdir. Nazarlıklar ise göze gözle karşı koyma anlamında göz şeklindedir. Ama nazarlıklarda asıl önemli olan yapıldığı maddedir ki yapıldığı madde negatif tesirleri çekici nitelikte olmalıdır.
Telekinezi deneyleri:
İlginç Bir Deney : 7 Nisan 1968 tarihli Moscow Komsomolets gazetesinin Psi Fenomeni başlıklı yazısında, Sovyetlerin ünlü psikokinezi medyumu Bn. Mikhailova" nın ve belki de tüm psikokinezi medyumlarının gerçekleştirdikleri en enteresan deney anlatılmaktadır, bu deney, bilim adamları tarafından filme alınmıştır. Bilim adamları Bn. Mikhailova" nın iki metre kadar ötesinde duran bir cam akvaryumun içerisindeki tuzlu eriyiğin içerisine çiğ bir yumurta kırmışlardı ve Bn. Mikhailova, kameraların ve tanıkların önünde bu yumurtanın beyazını sarısından ayırmış, daha sonra da tekrar bir araya getirmişti. Bu deney literatürlere, o zamana dek yapılmış en enteresan deney olarak geçti. Yemek Masasında : Bn. Mikhailova" dan bir ilginç deneyde yemek masasında gerçekleştirilir. Olayın tanıklarından Vadim Marin bu enteresan deneyi şöyle anlatır: " Bn. Mikhailova yemek masasında oturuyordu ve masanın üstünde, kendisinden belirli bir uzaklıkta bir ekmek parçası duruyordu. O, konsantre olarak, bakışlarını dikkatli bir şekilde bu ekmeğe yöneltti. Bir dakika geçti ve bir dakika daha...sonra ekmek parçası hareket etmeye başladı. Kesik hareketlerle ilerliyordu. Masanın kenar kesimine yaklaştığında daha düzgün bir şekilde ve hızla yol aldı. Bn. Mikhailova başını eğdi, ağzını açtı ve sanki bir peri masalındaymış ifadesiyle özür dilerim, fakat bunu başka türlü anlatmaya imkan yok, sıçrayarak ağzına girdi. Hipnotize olmuş değildim ve bu olay olduğu gibi filme alınmıştı. " Sigara Dumanı : Çek bilim adamı Dr. Zdenek Rewdak, 1968 yılında Moskova"da ki Parapsikoloji Konferansına katılan yazarlardan S. Strander ile L. Schroeder"e, Bn. Mikhailova"nın psikokinezi yeteneğini incelerken yaptıkları değişik bir deneyden bahseder iken şunları anlatmıştır: Bir cam kavanozun iç kısmını sigara dumanı ile doldurduk ve de kavanozu baş aşağı ederek, Bn. Mikhailova" nın önüne koyduk. Bn. Mikhailova, belirli bir uzaklık öteden, sanki katı bir cisimmiş gibi dumanı ortadan ikiye böldü. Kurbağa ve İnsan Kalbine Hükmetme : Bn. Mikhailova, Leningrad"da ki bir araştırma esnasında, canlı bir kurbağanın kalp atışını etkileyerek, daha hızlı veya daha yavaş atmasına sebep olmuştur.Bn. Mikhailova, bir keresinde de kuşkucu bir bilim adamına psikokinezi yeteneğini kanıtlamak amacı ile, bilim adamının kalp atışlarını aşırı derecede hızlandırmıştır. Moskova"da ki Tıp Enstitündeki bu deney altı doktorun gözleri önünde cereyan etmiştir ve doktorun kalp atışları o kadar hızlanmış ki, bayılarak yere düşmüş. Daha sonra da doktor, bu deneyin, işin içerisinde olağandışı güçlerin bulunduğuna dair kendisini ikna ettiğini belirtmiştir. Tarihte telekineziyi kullananlar ve olayları: Mevlana:Ünlü bir sufi olan Mevlana’nın kapıları telekineziyle açtığı ve Sema ayini yaparken tüm mumları telekinezi gücüyle söndürüp,yaktığı bilinmektedir. Hallac-ı Mansur:Hallac-ı Mansur’da ünlü bir sufidir. Ama ne yazık ki sufilik eğitiminde öğrendiği bazı sırları zamanı gelmeden açık bir dille açıkladığı için hariciler tarafından hapishaneye atılmış ve İslam dinine zarar veriyor diye önce kırbaçlanmış, daha sonra derisi yüzülmüş, önce ayakları ve elleri sonra da kafası kesilerek öldürülmüştür. Hapishanedeyken İbni Khafif ile yaptığı muhabbette telekinezi gücünün ne kadar yüksek olduğu açıkca bellidir. İbni Khafif sorar: -Sabır nedir? Hallac-ı MAnsur cevap verir: –Hapishaneden çıkma imkanı olmasına rağmen burada kalmaktır. (Bu arada hapishanenin duvarlarında büyükçe bir delik açılarak Dicle görünür) (Bunlar gibi daha birçok sufi inisiyesinin telekinezi yapabilme yeteneği vardır. Ama çoğu bu yeteneklerini halk arasında sergilemez.) İsa peygamber: Hz.İsa’nın da telekinezi gücü olduğu yaşadığı olaylarda bellidir. Hz.İsa’nın bir telekinezi olayını Matta incilde şu şekilde yazmıştı: “Ve İsa sabahleyin şehre dönerken acıktı. Yol kenarında bir incir ağacı görüp ona geldi; ancak yapraktan başka bir şey onda bulamadı ve İsa ona dedi: Artık senden edebiyen meyve çıkmasın. Ve incir ağacı hemen kurudu. Şakirtleri bunu görünce: İncir ağacı hemen nasıl kurur! diyerek şaşırdılar. İsa cevap verip onlara dedi: Doğrusu size derim. Eğer imanınız olup, şüphe etmezseniz,yalnız bu incir ağacına olanı yapacak değilsiniz, fakat bu dağa; Kalk, denize atıl, derseniz, olacaktır. Ve duada iman ederek her ne dilerseniz alacaksınız.” (Matta,Bab: 21/18-22) Duanın temeli telekineziye dayalı olduğu için burada HZ.İsa “duada iman etmek” demiştir. Şüphe ise konsantrasyonu bozan en büyük etmenlerden biri olduğu için Hz.İsa bunu da açıkca belirtmiştir. Derlenen telekinezi alıştırmaları: Yöntem 1: Yanan bir mumu nefesinizden etkilenmeyecek bir uzaklıkta masanızın üstüne koyun.Odanızda alevi etkileyebilecek hava akımının bulunmadığından emin olunuz.Kapı ve pencereleri kapatın.Mum alevi düz olarak yanmalıdır. Mumun karşısına geçin ve oturun…Aleve konsantre olun…Kendinizi sıkmadan ve kesinlikle zorlamadan aleve bakışlarınızı yönlendirin.Düşüncelerinizi sadece alev üzerinde yapacağınız değişikliğe sabitleyin.Yoğunlaşın… Alevin sağa, sola ya da geriye doğru yatmaya başladığını düşünün.Bunu isteyin… Konsantrasyonunuzu mümkün olduğunca uzatın. Konsantrasyonunuz bozulursa tekrar kendinizi yapacağınız çalışmaya yönlendirin.Sadece isteğinize konsantre olun.Gözlerinizi kırpabilirsiniz.Enerjinizi bu işe yoğunlaştırırken, gözünüzün önünde alevin eğildiğini imajine ederek canlandırabilirsiniz.Unutmayın ki konsantrasyon çaba değildir… Konsantrasyon yoğunlaşmış dikkattir.Bu inceliklere çalışmanız sırasında önem veriniz.Her türlü çaba fiziksel olarak gerginlik yaratır. Ve her şeyden önemlisi enerjinizi serbest bırakmanızı engeller. Düşünce enerjinizi alevin bükülmesi için konsantre ettikten bir süre sonra serbest bırakın… Çalışmanızın en önemli noktası işte bu andır… Sonra tekrar konsantrasyonunuza devam ediniz… Ve birkaç dakika sonra tekrar serbest bırakınız… İşte tam bu anlarda alevinizin büküldüğüne şahit olabilirsiniz Yanan bir mumu nefesinizden etkilenmeyecek bir uzaklıkta masanızın üstüne koyun.Odanızda alevi etkileyebilecek hava akımının bulunmadığından emin olunuz.Kapı ve pencereleri kapatın.Mum alevi düz olarak yanmalıdır. (Bu alıştırmada mum yerine sigara dumanı kullanabilirsiniz. Eğer uzun bir kamıştan, bardağın içine yavaş yavaş ağızdaki sigara dumanını üfleseniz, bardağın dibinde bir duman birikintisi oluşturabilirsiniz. Bardağın üstüne hava akimini kesen bir fincan tabağı da kapatırsanız, duman orda birkaç dakika kalır.) Yöntem 2:Bir kaseye üçte ikisi dolacak şekilde su koyunuz. Suyun üstünde bir parmak kalınlığında, yüzeyi kaplayacak şekilde zeytinyağı dökünüz. Bir dikiş iğnesi alarak her iki ucundan kibritlere batırınız. Yavaşça iğnenizi zeytin yağının üzerine bırakınız. Böylelikle her iki ucu kibrite batırılmış iğneniz rahatlıkla yüzecektir. Zeytin yağının üzerinde hareketsiz duran iğnenize konsantre olun. İğnenizin yavaş yavaş hareket etmesini isteyin. Bunu zihninizde iyice canlandırın. Sonra düşüncelerinizi ve konsantrasyonunuzu serbest bırakın… Ve gelişmeleri hiçbir şey düşünmeden kayıtsızca gözleyiniz… Not:Bu yöntemleri havada asılı bir sarkaç, bir kalem vb. gibi şeyler üzerinde deneyin. Ayrıca grup şeklinde yapılması bu etkiyi daha da güçlendirin ve yeni başlayanlar için daha iyidir. Böylelikle ortak bir aura oluşturup bu alıştırmalarda daha iyi sonuç alabilirsiniz. LEVİTASYON Levitasyon yine düşünce gücüyle fiziki bir etki olmaksızın nesneleri hafifletip havaya uçurma ve havada durdurma gücüne verilen isimdir. Telekinezi özelliğinizi geliştirdikten sonra levitasyon yeteneğinizi de alıştırmalarla güçlendirebilirsiniz. Levitasyon çalışmaları tek kişiyle de yapılabilir ama telekinezide olduğu gibi grupla daha çok başarı elde edilebilir. alıntıdır
w- cat,dan saygılar
|
|
|
|
|
22
|
Eğitim, ÖSS, OKS, Kpss / Felsefe / Manyetik Hipnoz
|
: 25 Kasım 2008, 20:58:17
|
|
Manyetik Hipnoz
Kendi kendine telkin ve ipnoz bölümünde, ipnozun iki çeşidi bulunduğundan söz etmiştik. Hipnotik hipnoz ve manyetik hipnoz olmak üzere... Hatırlayacağınız üzere hipnotik hipnoz tamamen telkine dayalıydı. Manyetik ipnozda ise uyku hali telkinle değil yollanılan manyetik tesirlerle sağlanır demiştik... Manyetik ipnozda uyku hali sağlandıktan sonra yapacağınız çalışmaya göre yine telkinden yararlanabilirsiniz. Ancak tek fark, birinde uyku hali telkinle sağlanırken, diğerinde tamamen manyetik etkiler kullanılmasıdır.
Ayrıntılara girmeden çok basit olarak bir manyetik ipnoz nasıl yapılır şimdi bunu görelim: Öncelikle hemen belirtelim ki, ilk şart manyetizörün çok gelişmiş bir manyetik güce sahip olması gerekir. Ancak bu yeterli şart değildir... Bir kimsenin manyetik uykuya sokulması için, belli bir derecede hassasiyeti bulunması gerekir. Bundan sonrası çok kolaydır...
Süjenizi ya da hastanızı rahat edeceği bir koltuğa oturtun. Elleri dizleri üzerinde durmalı ve gözlerini kapamalıdır. Mümkün olduğu kadar süje zihnini boşaltarak az sonra kendisini saracak olan uyku haline hazırlamalıdır. Bundan sonrasını adım adım takip edelim... 1 Süjenizin önce tam karşısına geçip oturun... Onun bacakları sizin bacaklarınızın arasında kalmalıdır... El tutma tekniklerinden birini uygulayarak ilk ilgi ve sempatizasyonu sağlayınız... (3 dakika)
2 Daha sonra ayağa kalkınız... Süjenizin sağ tarafına geçip kendinizi serbest bırakıp konsantrasyonunuzu sağlayınız. Kutupsallaşma kuralları gereği süjenizde gevşemeyi sağlaya bilmek için, sağ elinizi ensesine,, sol elinizi de alnına koyarak tüm manyetik güçlerinizi aktarmaya başlayınız. Burnunu/dan derin bir nefes alırken tüm manyetik güçlerinizi göğüs bölgenize toplamayı ve ağzınızdan nefes verirken omuzlarınız ve kollarınızdan geçen manyetik güçleri rahatlıkla aktarmayı adeta alışkanlık haline getiriniz. Bu işleminizle; hem ilgi halini güçlendirecek, hem de süjenizi yoğun olarak manyetik enerjilerle doldurmuş olursunuz. Böylelikle süjeniz artık iyice gevşeyecek ve ellerinizden yayılan enerjilerin verdiği yoğun sıcaklık duygusuyla iyice kendisinden geçmeye ve rahatlamaya başlayacaktır. (7 dakika)
3 Süjenizin arkasına geçerek ellerinizi alttaki şekilde görüldüğü gibi başına koyun. Bunu yaparken kesinlikle kulaklarını kapatmamaya özen gösterin. (2 dakika)
4 Ellerinizi çekiniz ve süjenizin önüne geçerek, baştan karın kısmına kadar çok ağır 5 kez dikey paslar yapmaya başlayınız. Hiç acele etmeyin... (6 dakika)
5 El uygulaması yöntemiyle dokunmadan gözlerine, alnına, kulaklarına manyetik enerjiler gönderiniz. Bunu yaparken süjenizin hipnotik uykusuna yardımcı olarak kısık bir sesle; uyuma ihtiyacı içinde olduğunu, gözlerinin ve tüm vücudunun ağırlaştığını, giderek kendinden geçtiğini, dış dünya ile ilgisinin kesildiğini, uyumakta olduğunu, artık sesinizi bile duyamadığını telkin edebilirsiniz...
Manyetik gücünüz ve süjenizin hassasiyeti arttıkça bu telkinlere gerek kalmayacaktır. Ancak bu telkinlerin kullanılmasında bir sakınca yoktur. (5 dakika)
Son olarak birkaç dikey pas yaptıktan sonra artık süjeniz kendi hassasiyetiyle ve sizin manyetik etkinizle orantılı hipnotik uykunun hafif, orta ya da derin safhasında bulunmaktadır. En azından a ritmine girmiş ve her türlü telkine ve manyetik etkiye açık bir haldedir.
Onu kısa bir süre kendi halinde bırakın ve kendinizi yeniden manyetik enerjilerle doldurun. Bunu nasıl yapacağınızı biliyorsunuz. Ayakta durun. Ellerinizi yana yumruk yapıp sarkıtın. Hafice kollarınızı geriye doğru itiniz. Nefes alma teknikleriyle enerjilerinizi göğüs bölgelerinize ve oradan da yumruk yapılmış ellerinize biriktirin. Ellerinizi açmadan enerjileriniz çıkmaya başlamayacak. Bunu içinizden kendinize telkin edebilirsiniz. (Azami l dakika)
7 Artık süjeniz de siz de hazırsınız... Onu hangi amaçla manyetik etki alanınıza alarak gevşettiyseniz, o işleme başlayınız. Vücudunun her hangi bir bölgesinde ağrı varsa onu el uygulama yöntemleriyle giderebilir ya da telkin metotlarıyla istenmeyen alışkanlıklarından vazgeçirtebilirsiniz...
Bu çalışmayı sadece bir deney amacıyla yaptıysanız ona bu süre içinde uyandıktan sonra kendisini canlı, neşeli, duyarlı hissedeceğine dair telkinlerde bulunabilir ya da ona enerjinizle zindelik kazandıracak el uygulama yöntemleriyle manyetik paslarda bulunabilirsiniz. (20 dakika)
8 En az 15 kez yatay paslarla süjenizin üzerindeki manyetik etkileri dağıtınız. Ona yavaş yavaş gevşeme halinden çıkmak üzere olduğunu ve bu duruma kendini hazırlamasını telkin ediniz. Üçe kadar saydıktan sonra tamamen uyanacağını söyleyin ve yavaş yavaş üçe kadar sayın ve elinizi şıklatın... Tamamen uyanmış olduğunu söylerken birkaç kez daha yatay paslarla manyetik etkileri dağıtın. Alnına birkaç kez soğuk üfleme yapın... Son olarak ellerinizi ona dokundurarak başından dizlerine hatta bacaklarına kadar yukarıdan aşağıya 9-10 kez hızla çekin. Her elinizi çekişte elinizi silkeleyin... Biraz öne eğilmesini isteyin ve başından ensesine oradan da sırtına beline kadar hızla el çekme işlemlerinizi tekrarlayınız. Aynı işlemi kolları için de uygulayınız. Bu, onun bütün enerjilerini yerli yerine getirici büyük bir etki yapacak ve onu inanılmaz derecede rahatlatacak, üstündeki tüm ağırlıkları alacaktır. (6 dakika)
Bu tür bir manyetizma çalışmasının toplam süresi ortalama 40 dakika ile 60 dakika arasında sürebilir.
|
|
|
|
|
23
|
Eğitim, ÖSS, OKS, Kpss / Felsefe / Korkudan Zevk Almak
|
: 25 Kasım 2008, 20:58:00
|
Erkekte değil kadında, dağda ormanda dolaşmış değil ama, apartmandan çıkmamış kızda yılan korkusu olur. Bunun, insanın ilk yıllarına dayanan, ormanda çocuğunu yılandan koruma içgüdüsüyle ilişkili genetik bir iz olduğu düşünülür.
Korkudan korktuğunuz zaman korkak olursunuz. 360 derece dönen ray kızakları üzerinde hızla gitmek mesela korku yaratır insanda. Hızlı dönüş sırasında merkezkaç kuvvetinin etkisiyle kalpten kan hızla çevre damarlara yayılır, kalp kansız bomboş kalır; bu da korkuyla birlikte ilginç biçimde gevşeme sağlar.
Araştırıcılar, kıvrılıp giden bir ray üzerinde fır fır dönen bu alete karşı korkusunu yenenlerle konuştuklarında, onların bu işten ölümüne korktuğunu, buna rağmen korkmaya karşı mazohistik bir duyguyla bağımlılık yaşadıklarını, bundan bahsederken de ağızlarını yayarak güldüklerini farketmişler.
Korkmayı önleyemeyiz ama ondan zevk almayı öğrenebiliriz. Tehlikeli oyunlara bağımlılık geliştiren herkeste vardır bu zevk. Kalpten kan boşaltmak... Kalbin boşken ve fakat kolun bacağın capcanlıyken otuz saniyelik bir ölüm yaşamak, yaşama ölümü ya da ölüme can katarak varolmak... Zevk budur.
Kimse gevşeyerek, tatile çıkarak, eğlenceye dalarak yani korkudan kaçarak korkusunu yenemez, ancak ondan zevk alarak yenebilir. Beynimizin limbik bölgesi(beynin eski bölgelerinden) cahildir, buna karşılık beyin kabuğu(yeni bir bölge) akıllıdır. Cahil bölge enerjik olmasına rağmen öğrenemez, örneğin bir kadına yılanın zehrinin alındığını söyleseniz de laf anlatamazsınız, o korkmaya devam eder, çünkü limbik bölge mantık kuramaz. O, bir hayvan gibi ya korkar ya da zevk alır. Onun lisanıyla konuşmamız gerekirse: Korkudan korkmak işimize gelmediğine, limbik bölge de başka yol bilmediğine göre korkudan zevk almayı öğrenmek akıllıca olur.
1563 eylülünde İstanbul’da görülmemiş bir sel olmuştu. O sırada Çekmece taraflarında avda olan Sultan Süleyman korkmuş ve irikıyım bir adamın omzunda çatıya tırmanarak ancak kurtulmuştu. Selden sonra ama Çekmece’ye bugünkü o zarif köprüyü yaptırıp, sık sık üzerinden geçerek korkusunu zevke dönüştürmüştü.
Bir çocuk basit şemalarla doğar. “Acıysa uzaklaş, tatlıysa yaklaş” gibi basit, şartlı, tek emirli reçetelerdir bunlar. Zamanla değişirler, “acıysa kaç” emri, “acıya dayanmak tatlı şeyleri elde etmenin yolu olabilir” diyen bir bilgiyle yer değiştirir mesela. Çocuğun bunu öğrenmesi için deney yapması şarttır. Piaget(İsviçreli bir psikolog) bunun için çocuklara, “Onlar deney adamıdır” demişti. Bir çocuk ne kadar deney yapar ve şemalarını ne ölçüde değiştirirse o kadar hızlı gelişir. Şema değiştirme gücü insanın uyum gücüdür. Yeniye uyum, şemanın bağlayıcı katılığından uzaklaşmakla mümkündür. Bunu yapamazsa çocuk, şemasını kırmamak için, sonraki yıllarda bir dogmaya sarılmak zorunda kalır. Bu durumda dogması olanların gerçekte iddiaları değil, korkuları olduğunu söyleyebiliriz. Yılandan korkmak kadar yılan korkusundan korkmak da bir dogmadır, onun için yılan korkusundan hoşnut olmak, yılana karşı atılacak çığlıktan zevk almak korkuyu bitiren asıl anahtardır.
Mahler’in hayatı acı ve ölümle geçmişti, kardeşinin intiharı, kızının kızıldan ölümü, her şeyin üzerine tuz biber ekmişti. Ölümün yanında öyle mesleki acılar da duymuştu ki, eğer Mahler, konser salonunda tavandan akan suyu temizlemezse, Barok dönemin ağır parçalarını orkestrası, bir karış suyun içinde çalardı. Freud psikoterapiyle onu, ölüme ve acıya karşı zevke değilse bile aldırmazlığa alıştırmıştı. O da bu huzurla dogma yıkmak peşine düşüp işi din değiştirmeye kadar götürmüş, Musevilikten İseviliğe dönmüştü.
Psikologlar korkulu işe girişeceğinizde “Bir şey olmaz” diyerek kendinizi teselli etmeyin, korkarmış gibi çığlık atın, sonra da ondan zevk alın derler. Limbik bölge yeryüzünün en cahil yapısıdır, cahiller öğretilerek değil, cezalandırılarak ya da zevk verilerek, yani şartlandırılarak eğitilebilir.
Silah taşıyanları da, gerçek ya da hayali korkusu olanlar olarak görebiliriz. Ülkemizde silah isteyenlerin üçte birinin kuşkucu, onda birinin de bencil olduğu tespit edilmiş(Özalp, Anadolu Psik. Derg, 7:3, ek sayı). II. Abdülhamid, meşrutiyetin ilanından sonraki ilk cuma selamlığa çıkacağı an Yıldız Sarayı’nın etrafını saran mahşeri kalabalıktan korkmuş ve ne kadar silah varsa üzerine kuşanmıştı. Abdülhamid korkuyu zevke dönüştüremediği için ondan kurtulamamıştı.
Rockefeller’in bir sözüyle bitirelim: Hiçbir şeye sahip olmak istemem ama her şeyi kontrol etmek isterim. Ve son söz: korkmak kontrol edilmekse, zevk duymak kontrol etmektir.
Tahir M. Ceylan
|
|
|
|
|
24
|
Eğitim, ÖSS, OKS, Kpss / Felsefe / Depresyon sizi esir almasın
|
: 25 Kasım 2008, 20:57:34
|
|
Kış mevsiminin gelişiyle bazılarımız daha karamsarlaşıyor ve olumsuz düşünceler içine giiriyoruz. Bazı kişilerde ise ‘Kış depresyonu’ olarak tanımlanan hastalık tablosu ortaya çıkabiliyor. İsteksizlik, azalan enerji, huzursuzluk, artan iştah ve uyku isteği başlıca belirtiler arasında yer alıyor. Peki, kışla birlikte kış depresyonunun da gelmesi bir kader mi?
İsteksizlik hissi
Korunmak için neler yapılabilir, tedavisi var mı? Bu soruların yanıtlarını International Hospital Psikiyatri Uzmanı Dr. Ali Ayas ve Acıbadem Hastanesi Psikiyatri Konsültanı Doç. Dr. Ece Orhon verdi. Kış depresyonu dünya nüfusunun yüzde 5-10 oranında bir bölümünü etkiliyor. Kış depresyonunu etkisi altında olan kişilerde, çöküntülü, mutsuz bir hal, umutsuzluk, güven eksilmesi, yalnızlık hissi, isteksizlik olduğunu anlatıyor. Enerjileri azalıyor, bütün gün oturmak ve uyumak istiyorlar. Bazı anksiyeteli ve huzursuz olan bu kişilerde nadiren intihara eğilim de görülüyor. 2-3 haftadan uzun sürdüğünde, belirtilerde artma görüldüğünde depresyondan söz ediliyor.
Bu aylara dikkat
Özellikle Kasım ve Şubat ayları arasında kış depresyonu çoğalıyor. Dr. Ali Ayas stresli yaşamdan daha fazla etkilenen, morali çabuk bozulan ve alıngan kişilerin kış aylarında daha fazla depresyona girdiğini belirtiyor. Işık terapisi, depresyon tedavisinde uzun süredir kullanılıyor. Sabah 06-08 arasında yapay gün ışığı, özel spektrumlu lambalar aracılığıyla 30 dakika-3 saat süreyle depresyonda olan kişiye uygulanıyor. Depresyona karşı bunları yapabilirsiniz;
• Ruh halinizdeki ve enerji seviyenizdeki değişikliklere dikkat edin, bunlarda bir düşüş başlarsa bunu önemseyin.
• Güneşli günlerden mutlaka yararlanın, açık havada bol ışık almaya çalışın. Kapalı havalarda, gri günlerde iç mekanları bol bol ışıklandırın.
• Kış boyunca sizi zihinsel ve ruhsal olarak tatmin edecek, zevkli uğraşlar planlayın.
• İsteksiz bile olsanız mutlaka belli bir fiziksel aktiviteyi hayatınıza katın.
• Kendinizde ruhsal bir çöküş ve kontrol kaybı hissederseniz fazla beklemeden profesyonel yardım alın. Böylece, belki de her kış tekrarlanacak bir durumu engelleyeceksiniz.
|
|
|
|
|